ÇEKİN O PİS ELLERİNİZİ!

Trump Suudi Arabistan'a Padişah edasıyla girdi. Ardından Sisi geldi Vali edasıyla. Kendilerine Müslüman diyen ülkeler dizildiler minyatür bir dünya küresi önünde.












Dünya'nın kaynaklarını sömürenler ve onların taşeronları Peygamberin yurdunda buluşmaya cüret ettiler. Yüzlerce milyar dolarlık silah anlaşmaları imzaladılar, yarın bir gün gariban Müslümanların tepesine inecek bir balyoz olduğu bilinciyle. Kasıtlı olarak birbirlerinin şıracısı olan bu devletlerin patronları, minyatür bir dünya sembolüne el koyarak fotoğraf çektirmeyi ihmal etmediler. 

Fotoğrafta dünya sembolüne el koyanlar, Ortadoğu halklarının kabuslarıdırlar. Milyonlarca Müslümanın katledilmesinin, sakat bırakılmasının asli sorumlularıdırlar. 

Güçlü devletler planlarını gizlemek zorunda hissetmezler. Çünkü herhangi bir yaptırım yapabilecek güç yeryüzünde görünmemektedir. Bu fotoğraftan da anlaşılacağı gibi, "bu dünyanın efendileri, biziz" demekten hiçbir şekilde imtina etmiyorlar. 

Irak işgali, Körfez Savaşları, Yemen, Suriye, Libya, Mısır iç savaşları tamamıyla bu fotoğraftaki troykanın eseridir. Bu şahıslar, birbirlerine toprakları, kaynakları, insanları peşkeş çekmek suretiyle, türlü kazançlar elde etmektedirler. Elde edilen kazançlar ise, fazlalaşması, ençoklaşması için mazlum, güçsüz halkların üzerine bomba olarak yağmaktadır. Bu troykanın döngüsü budur. 

Müslüman halkların birleşmek suretiyle bu troykaya karşı gelmesi gerekmektedir. Fakat, yüzlerce hizbe bölünen İslam dünyası bu kanlı patronlara karşı birleşmek bir kenara, birbirlerine düşman olmaktadırlar. Öyle bir korku ortamı hüküm sürüyor ki, iki kişi yanyana dahi gelemiyor bu coğrafyalarda. 

Birisi bir hak talep ediyor, öbürü "Şia" diyerek, arkasını dönüyor. Öbürü "yeter" diyor. Diğeri "Sünni" diyor. Böyle bir ortamda siyasi etki bırakabilecek toplumsal kitle oluşamıyor. Dolayısıyla, meydan gene bu kanlı patronların top koşturduğu bir saha haline dönüşüyor. 

IŞİD gibi örgütlerin dehşetperest eylemleri, bu patronların ekmeğine yağ sürmektedir. Toplumsal tepkiler, bu örgütlerin eylemleriyle hemencecik tuzla buz olmaktadır. Çünkü, halkların orta sınıfları magazinel ve günlük yaşama tarzını benimsemişlerdir. Bu toplum içinde doğan tepkiyi ancak, bir konseri bombalayarak yok edebilirsiniz -ki zaten bu şekilde toplumsal tepkiler kuş olup uçmaktadır.

"Radikal düşüncelerle mücadele" adı altında yoksul bırakılmış sefalet içinde boğuşan milletlere artık rahat bir uyku haram olmuştur. Derhal bu kimlik siyaseti bırakılarak birleşmeci, bölüşmeci bir fikirde birleşilmesi gerekmektedir. 

Elle tutulur toplumsal hareketler için insanların "mazlumun yanında, zalime karşı" saf tutmaları gerekmektedir. Kimlikler bir kenara bırakılmalı ve yalnızca fıtri olarak insan olma bilinciyle birleşilmelidir.  İnsanın insan olduğu için temel fıtri haklarla dünyaya geldiğini ve ölene kadar bu hakların engellenemeyeceğini söylemeliyiz.  Eğer bu amacımız evrensellikten nasibini alamamış ise, yerel eylemler zamanla çeşitli güç odaklarının eylemine dönüşebilmektedir.

Peygamberimizin yaptığı da tam olarak budur. Mekkeli zengin zalimlere karşı halk hareketinin başını çeken Hz. Muhammed'in yolundan gittiğini söyleyen tüm halklara selam olsun... 



Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesinden sonra yapılan, Stalin dönemini anlatan bu şarkı Eurovision 2016'da birinci olmuştur. (Altyazılıdır)

Yorum Gönderme

0 Yorumlar