Finansal özgürlük için çok basit bir borsa kitabı (PDF)

Ekonomi bilgisinin oldukça az olduğu ülkemizde borsaya ilgi de yerlerde sürünüyor. Şirketler tüm vatandaşlar sayesinde zenginleşirken vatandaşlar ay başında aldığı maaşından başka bir gelir kapısı düşünemiyor. 



Halbuki ne iş yaparsak yapalım Türkiye'deki her şirket aslında hepimizindir ve halka açık olmalıdır. Bu paylara herkes sahip olmalı, kazançlarda ve zararlarda ortak olabilmelidir.

Örneğin "kamu borcu" denildiğinde hemen devlet ve ona bağlı kurumların borcu akla gelir. Peki özel şirketler kamunun bir parçası değil midir? Özel şirketin ödediği borç hepimizin borcu değil midir? 

Kamu ifadesi özeliyle devletiyle hepimizi ifade eder. Fakat bugün kamu yalnızca devleti ifade eder olmuştur. Halbuki verdiğimiz vergiler ile satın aldığımız mal ve hizmetler arasında ontolojik olarak pek bir fark yoktur. Yaşamak için ekmeğe ihtiyacı olan insanlık buğday üreten çifçiye, buğdayı ufalayan değirmene ve bunları su ile karıştırıp pişiren fırıncıya ihtiyaç duyar. 

Peki sorarım sizlere: Burada devlet nerede?

Özel mülkiyetin ve teşebbüslerin kamudan ayrı bir şey olduğunu söyleyenler sınırsız zenginliğe ve bu zenginlikle insanları köleliğe mahkum etmeye ne diyorlar acaba?

Gelgelelim bu şirketlerde o ülkedeki tüm insanların hakkı vardır. Çünkü o şirketlerden ürünler satın alanlar onlardır. Şirket hisselerinin piyasası olan borsa da bu hakkın biraz olsun kullanılması için doğmuştur.

Borsalar sayesinde dikey hiyerarşik sınıfsal düzende en alttaki birisi en üstteki burjuva gibi hissedar olabilmektedir. Borsada yeteri kadar hisse sahibi olursanız şirket genel kurulunda söz hakkına da sahip olabilirsiniz. Türkiye'de bu %5 dolaylarındadır. Fakat dünya üzerinde bu sınırın 10.000'de 1 seviyesinde olduğu şirketler de vardır. Bu sınır ne kadar düşük olursa zenginlik o kadar tabana yayılabilecektir.

Şirketler yani ortaklıklar hepimizin değerleriyse sadece o şirketin görünen sahiplerine değil tüm halka kazanç sağlamalıdırlar. Yoksa milleti bir inek gibi sağan bir avuç insana çalışıyor oluruz ki var olan durum da buna benzemektedir.

Çalışanların yarısından fazlası açlık sınırı altındaki asgari ücrete mahkum olan ülkemizde elbette insanlar yatırıma ayıracak para bulamıyorlar. Onların biraz olsun bir birikim sağlayıp konfor sahibi olmasını yüksek faizli borçlarla engelliyorlar. 

Onyıllarca faizli ödemesi bulunan kredilerle alınan ev ve arabayı bir yatırım aracı olarak gören Türkiye halkı borsa ve muadili piyasalardan uzak duruyor. Halbuki kredi ödeneceğine kirada oturup artan parayla borsada veya diğer piyasalarda pozisyon almak yaşam standardını daha fazla artırır. 

Bir ev kredisini ödemek için dişinden tırnağından artıran borçlu, artan varlığını borsaya yatırsaydı kredi vadesi sonunda iki ev bile alabilirdi. Fakat o yaygın hatayı yaptı ve borç altına girdi. 

Bir insanın iki ev sahibi olmasını doğru bulmuyorum. İnsanlar oturmayacağı evleri sırf rant için satın almamalıdır veya alamamalıdır. Gelecekte ben göremeyeceğim ama özel mülkiyetin sınırlandırılmasına yürekten inanıyorum.

Borçlu olmak ve böyle yaşamak kadar insanı köleliğe yaklaştıran bir durum bilmiyorum. İnsanın tepesinde çatısı olur, tenceresi kaynar ama şerefi olmaz. Bir borçlu burnu kıstırılmış bir öküz gibi kalakalır. 

Atalarımız "borç yiğidin kamçısıdır" demiş, gerçekte borç kölenin kamçısıdır.

Bu nedenle sağdan soldan sayıların kaydığı karmaşık televizyon yayınlarından sizi kurtarmak için bu kitabı hizmetinize sunuyorum. Bu kitabın finansal özgürlüğe kavuşmanıza yardımcı olacağına inanıyorum. 

1990'lı yıllarda Sabah gazetesinin armağanı olan Borsa konulu kitapçık PDF'si:

BORSA.PDF OKU YA DA İNDİR

Borsanın ilk açıldığı dönemlerde basılan bu gazete hediyesi kadar borsayı iyi anlatan bir eser daha okumadım. Yalın üslubuyla sizleri bir Warren Buffet yapmasa da ailenizle konforlu bir yaşam sürmenizi sağlayabilir. 

Borsada büyük yatırımcıların yanlışlıkla etrafa saçtığı kırıntılar bizim gibi küçük yatırımcılar için tüm maddi sorunlarımızı çözecek devasa lokmalar olabilir. 

Zenginlik tabana yayıldıkça adaletsizlik, eşitsizlik ve şiddet biraz olsun azalacaktır. 

Fakat asıl mesele unutulmamalıdır ki ihtiyaç kavramına nasıl baktığımızdır. İhtiyacımızı karşıladıktan sonra yani finansal olarak özgür olduğumuzda arta kalanı ne yapacağımızdır. 

Elimizdeki maddi imkan ile başkasının özgürlüğünü mü kısıtlayacağız yoksa başkalarını da köle azat eder gibi özgürleştirecek miyiz? 

 

"...sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. “İhtiyaç fazlasını” de. Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor." Bakara/2/219

Yorum Gönderme

0 Yorumlar