BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN'A BEŞ KALA

Özerk Irak Kürdistan'ı Barzani liderliğinde bağımsızlığa gidiyor. Askeri başarılar ve ekonomik bunalımlar üst üste gelince Irak Kürdistan halkı referandumda 'evet' çıkacağına inanıyor. Kontrol sahasını %40 oranında genişleten Barzani, yeryüzündeki Kürtlerin hayalindeki bağımsızlığı gerçeğe dönüştürmek ve kurucu lider mitini ele geçirmek için var gücüyle çalışıyor. 












Uluslararası anlaşmalarla 4'e bölünen Kürdistan'da en çok konuşulan bölge Irak Kürdistanıydı. Körfez savaşı ve ABD - İngiltere'nin 'İslami terör ile mücadele' adı altında Irak'ı işgal etmesi sonucu Barzani aşireti yönetimi ele geçirdi. ABD'nin oluşturduğu anayasa ile yönetilmeye çalışılan Irak, özerk yönetimlere bölündü ve hepsi hem ekonomik hem de dış ilişkilerinde merkezi hükumete yani Bağdat'a bağlandılar.

2014 Haziranın'da IŞİD, Irak ordusunun kaçması ile Musul'u ele geçirince tüm devlet sistemleri tepe taklak oldu. Uluslararası ortak bir düşman haline gelen IŞİD'e karşı en büyük savaşı veren köfteyi götürecekmiş gibi görünüyordu -ki öyle de oldu. 3 yıl geçmeden Barzani uluslararası yardımlarla beraber IŞİD'i temizledi ve kontrol sahasını %40 oranında genişletti. 

Bu süreç içerisinde elinde bulundurduğu petrol kaynaklarını ve elde ettiği gelirin önemli bir bölümünü Bağdat hükumetine vermekle mükellefti. Böyle olunca da memurlar maaşlarını alamaz, işçiler iş bulamaz, yarım kalan inşaatlar tamamlanamaz hale geldi. 

Bu tarz ekonomik bunalımlar 'kendi kaderini tayin' hakkını gündeme getirmekte gecikmedi ve Barzani mikrofonu alarak şöyle diyecekti; 

"Referandum halkımızın en doğal hakkıdır. Bu hak en kısa zamanda uygulamaya geçecektir ve dünya Kürtlerin iradesini görecektir. Bazı taraflar referandumun zamanlamasının uygun olmadığını söylüyor, peki onlara soruyorum referandum için hangi zaman uygun?"
Ekonomik nedenler ile bağımsızlığı savunan çevreler aşağı yukarı şöyle demektedir;

Kuzey Afrika'da elden edilen petrol kadar bir kaynağa sahip olan Irak Kürdistan'ı, Bağdat hükumetinin boyunduruğu altından kurtulacak ve komşuları ile pragmatist pazarlıklar yapabilecek. Bunun üzerine İnşaat sektörü alevlenecek ve işsizlik azalacak. Yeni para birimi ve Erbil borsası yeni bir yatırım alanı olarak görülerek dış sermayenin ağzını sulandıracak. Böylelikle zenginlik yakın zamanda ulaşılabilecek bir hedef olacak. 

Özellikle petrolün hala artarak tüketiliyor olması Bağımsızlıkçıların söylemlerini doğruluyor. Öbür taraftan da komşu devletler ile olan ilişkiler ilk yıllarda daha çok inşaat sektörü ile olurken, ucuz işçi gücü ve petrole yakınlık da fabrikaları oralara çekebilir. Neo-Liberal bakış ile analiz edersek, gerçekten de bağımsız olan ve liderinin her dediğini yapan bir Kürdistan devleti çeyrek yüzyılda şaha kalkacakmış gibi görünüyor. Çeşitli mülk pazarlıkları ile itiraz etmeyen gruplar ise, gelecekteki rantın kokusunu aldıkları için bağımsızlığı sessiz kalarak destekleyeceklerdir. 

Yüzyıllardır kurulagelen İmparatorluklar bünyesinde kapalı kültürleriyle yaşamış ve Ulus-devletlerin şaha kalkmasıyla asimile olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış olan Kürt toplumu, her zaman bağımsızlık hayalleriyle yaşıyordu. Barzani'nin bu ani atağı Kürtlerde bağımsızlık adına ortak bir şuur oluşmasına neden oldu. 


Ekonomik ve Politik nedenleri sıraladıktan sonra Türkiye'nin nasıl etkileneceğine odaklanmak gerekir. 

Türkiye kuruluşundan bu yana Kürtleri asimile etmekle uğraştı ve bunu nispeten başardı. Kürtçe konuşma oranı iyice azaldı, Irak ve Suriye'deki akrabalık bağları kopma noktasına geldi. Kısacası Kürtler hiç olmadığı kadar Türkler bu coğrafyada. 

Doğudaki çatışma sorunları ile Batı'ya göçen Kürtler zamanla daha da kapitalistleşmiş ve yukarıda zikrettiğim bağımsızlıkçı terminolojilerden korkar duruma gelmişlerdir. Fakat Türkiye'nin doğusunda yaşayan Kürtler hala ortak şuur ve kuruluş miti için gerekli zeminin hazırlanmasını memnuniyetle karşılıyorlar. Üstüne üstük Barzani'nin, 'marksist-leninist' olması hasebiyle ve komşuları arasındaki bağları koparması tehlikesini göz önünde bulundurarak PKK'ya karşı bir tutum sergilemesi, hem Türkiye yöneticilerinin hem de doğulu çoğunluğun sessiz kalmasına neden oluyor.  Sosyolojik açıdan sessiz kalmak bir çeşit destek mahiyetinde değerlendirilebilir. 

PKK'nın kandil kadrosunun referanduma başından beri karşı çıkması zamanla durulmuş ve Barzani'nin bağımsız bir Kürdistan devleti kurması 'bakalım ne olacak' denilerek izlenir hale gelmiştir. Burdan şu sonuç çıkar;

Kürtlerin hayalindeki bağımsız Kürdistan ne olursa olsun kurulmalı hayali ağır basmaktadır. Böyle bir toplumsal talep ile baş etmek zor görüldüğünden PKK, devletin kurulması sürecini izleyecek ve ona göre bir pozisyon alacaktır. Bu pozisyon daha çok yeni kurulan Bağımsız Kürdistan'ın yönetimini ele geçirmek etrafından şekillenecektir. Bu nedenle, Türkiye'deki nüfuz alanını ve eylem kabiliyetini korumaya çalışacak, daha sonra bu arkaplan ile Iraklı Kürtlerin kalplerini kazanmaya çalışacak. İki türlü kalp kazanma yolu vardır. Biri silah ile yaratılmış veya halihazırda var olan "düşmanlarla mücadele" yolu ile , diğeri demokratik yolla olabilir. 


Varılan Kanı;

Kendi iç karışıklıkları ile boğuşan ulus-devletler arasındaki avantajlı konumu ile uluslararası ortak düşman IŞİD'i yenen Barzani, bağımsız bir devlet kurarak Kürtlerin zihinlerindeki bağımsızlık şuurunu yeniden gündeme getirmiştir. İlk devleti kuran köfteyi götüreceğinden dolayı, diğer bir alternatif mülk sahibi olma iddiasında bulunan PKK ise bunu gelecekteki 'yönetimi ele geçirme' amacı doğrultusunda izlemektedir. Bu ortamda Türkiye ise, adaleti önceleme tartışmaları yapılmasına bile izin vermediği için PKK'nın ve Barzani'nin güçlenmesini hızlandırıcı konumda bulunmaktadır. 



Yorum Gönderme

0 Yorumlar