EY CUMHURBAŞKANI BİR ŞEY SÖYLE!

20 Gün önce temel hakları için açlık grevine başlayan 1500 Filistinli mahkumun mücadelesi devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve avaneleri ise bu fıtri hak direnişini görmezden geliyor. 










Türkiye referandum sandıklarına bir şeylerin değişmesi umuduyla gitmişti. Ama geçmişte de olduğu gibi sandıktan çıkan sonuçlara pratikte itibar edilmedi. Referandum sonucunda bir yoksul doyamadı, bir işsiz iş bulamadı. 

20 gündür muktedirin partisinde olup bitenler gündemi referandumdan beri işgal ediyor. Toplumun sağlıklı şahısları bu yapay gündemler ile uyuşturulmaya çalışılıyor. Survivor'daki ünvanperest yarışmacıların yakınlarını bir ay görememeleri, onların sesini duyamamaları Filistinli mahkumların yaşadıklarından daha ehemmiyetli görülüyor. 

"Vatandaşlık görevini" sandıkta tamamıyla yerine getirdiğini düşünen insanların bu zulme karşı sessiz kalması %52 ile seçilen Cumhurbaşkanının da sus pus oturmasına neden oluyor. Aslında sandığa gidip oy veren şahsın seçtiği liderin ensesinde soluması gerekir. "Neden bu konuda tek kelam etmedin" diye hesap sorabilmelidir. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yaranmaya çalışan yani yeni kabinede koltuğa oturmaya çalışan dalkavuklar muktedirin etrafında fır fır dönüyor. Gazeteciler için de bu hem para hem şöhret demek. "Şu isim, bu makama getirilecek" haberini ilk veren turnayı gözünden vuruyor.

Böyle bir ortamda İsrail zindanlarında çürüyen mahkumların direnişleri "güç sahipleri" tarafından dillendirilmiyor elbette. Ben de çıldırma vaziyetine geldiğim için burada haykırmak istiyorum.

 Eskiden "one minute" diye bağıran, sahilde vurulan Filistinli çocukların hesabını İsrail Cumhurbaşkanından soran bir Başbakanımız vardı. Şimdi yerinde yeller esiyor. 

İsrail zindanlarında bin 500 kadar mahkum 17 Nisan "Filistinli Tutuklular Günü"nde açlık grevine başladılar. İstekleri çok basit; tıbbi yardım ve daha önemlisi yakınları ile iletişim. Zindanlara tıkıldıklarından bu yana aileleri ile konuşamamış ve ilaçlardan mahrum bırakılmış mahkumlar var orada. 

Filistinli mahkumlara, o günden sonra insanlık dışı işkenceler yapılmaya başlandı. O günden önce de işkenceler yapılıyordu ancak bunun kadar acıtıcı değildi kanımca. Bu görüntüleri İsrail hükumeti propaganda amacıyla yayınladı. Mahkumların yaşamaya çalıştıkları hücrelere gizli kamera yerleştirildi. Mahkumlardan bazıları hücrelerine gelen etli, sulu; sıcak, soğuk yemeklere dayanamayınca bu görüntüler bir Siyonzm propagandası aracı olarak kullanmaya başladı. 

Hatta gardiyanlar hapishane bahçesinde mangal yaparak insanlığı yerle bir ettiler. Kurdukları düzenekler ile, pişmiş et kokusunun hapishane hücrelerine doluşmasını sağlamak suretiyle hayvandan daha aşağı olduklarını kanıtladılar.




Bunlar olurken ülkemin Cumhurbaşkanı tek bir kelime dahi etmedi. Gücünü korumaya, partisini sağlamlaştırmaya, FETÖ'cüleri ayıklamaya çalışmaktan insanlığı unuttu. Neredesin ey muktedir!. Hani sende bir "one minute" vardı. Şimdi zamanı değil mi? Neden dut yemiş bülbüle döndün? 

Neredeyse her Filistinli ailede İsrail tarafından tutuklanmış birisi var. "Bu zulme alkış tutanları da kınıyorum" diyor ya hani. Bende kınıyorum hem onları hemde sus pus oturanları.

Erdoğanın etrafındaki avanelerden de söz etmek gerekir. Bunlar yok "sen "pelikancısın" yok sen "islamcısın" yok "efendim ben Erdoğan'ı çok seviyorum", "hayır ben daha çok seviyorum" diyerek koltuk kapma yarışına giriştiler. Bu koltukperestlerin en önemli konusu muktedir olmuş gidiyor. Zaten ilkesi, davası olmayan gruplar lideri putlaştırırlar. Liderden uzaklaştıkça mülk edinemezler. Güç elde edemezler. Onun için de yanındakini ezmekten, yaftalamaktan geri durmazlar. 

Bu ortamda da Erdoğan kutsallaştırılmış bir heykelcik gibi görünüyor gözüme. Taştan tahtadan bir puta çevirdiler onu. Yanında kümelenmeye, yuvalanmaya çalışıyorlar. Sonra onun yanına başkaları kümelenince diğerini tasfiye etmeye çalışıyor. Erdoğan da "bayrak, millet, rabia" deyip duruyor etkisiz eleman edasıyla.

Filistinliler açlık grevi başlatmışlar bizim "ümmetin lideri" almış eleği eline hafiften özgür irade belirtisi gösterenleri tasfiye edecek. Onun da hayat amacı bu olmuş. "Estağfurullah" de bir gün. "Yok canım abartıyorsun" de bir gün. 

Bu yazı içimi dökme yazısı gibi bir şey oldu. Gerçekten uzun süredir yazmıyordum. İyi de geldi. Ama hala umutluyum. Ufuk çizgisini görüyor ve ilerliyorum. Bunlar gelip geçer ama ilkeler sapasağlam kalacaktır. 

Filistinlilerin davası kadar meşru bir dava görmüyorum. Zamanın sözü budur;

"FİLİSTİN'E ÖZGÜRLÜK" 







Yorum Gönderme

0 Yorumlar