İşçinin "Teminat" Senediyle Köleleştirilmesi

Eski çağlarda imzalatılan süreli kölelik senetleri, günümüz Türkiye'sinde "teminat" senedine dönüşmüş durumda. Türkiye'de çalışanların çoğu "imzalamazsan, işe giremezsin" tehditleriyle bu senetleri imzalamak zorunda bırakılıyor. O senetlerin kilitli kasalarda bulunduğu her gün işçinin ömründen ömürler gidiyor.




Osmanlı'nın ağır vergileri nedeniyle yeni ticaret güzegahı arayan Avrupalılar Amerika kıtasını keşfederek muratlarına erdiklerinde büyük çapta işçi gücüne ihtiyaç duydular. Yerlilerin büyük kısmının dramatik bir şekilde sömürgeciler tarafından öldürülmesi ve kalanların ise Avrupa'dan taşınan hastalıklarla boğuşması işçi arayan gözleri tekrar Avrupa'ya ve Afrika'ya çevirmişti. 

Osmanlı'nın en zengin dönemlerinde Avrupa en fakir dönemlerini yaşarken Avrupalılar Amerika'ya giden neredeyse her gemiye atlama hayali kurmaya başladılar. Fakat gemi ve sermaye sahipleri, lordlar ve ağalar gemiye binen işçilerden senet imzalamalarını istiyordu. Bu senetler örneğin: "5 yıl ücretsiz çalışma" senetleriydi, yani "süreli kölelik senetleri"ydi.

Olur ya bu işçiler Amerika'da bizi yarı yolda bırakır, malımızı çalar, bizi öldürebilirdi. Öyle ya anavatandan uzakta ne zengini koruyacak kanun vardı ne de devlet. Patronlar hiç olmasa bu belgeler vasıtasıyla kendilerini garanti etmeliydiler. Yoksa ucu bucağı görünmeyen Atlas okyanusunda bu kadar risk almaya değer miydi?

Gel zaman git zaman, yokluk içindeki insanlar süreli kölelik yapmayı gıda ve barınma hakkı karşılığında senet imzalayarak tasdik ettiler. Bu senetlere uyulmaması senet sahibine ölüm cezası vermesinin önünü bile açabiliyordu. 

Gelelim günümüz Türkiye'sine...Türkiye'de işverenler yeni işe girecek olanlara aynı 16-18. yy. sömürgecileri gibi senet imzalatırlar. Bu öylesine yaygındır ki bence her iki işçiden birisi bu senetlerden imzalamıştır. Fakat ardına düşülmediği için şimdilik ne kadar olduğunu bilemiyoruz. 

Teminat senedi bütünüyle patronun kendini garantiye alma belgesidir. Bu senedi imzalayan işçi artık kendisini eskisi kadar özgür hissetmeyecek, en azından mesai saatlerinde patronun kölesi olacaktır. Hatta zaman zaman işçi, senetlerin icra takibine verildiği kabuslar görmeye başlayacak ve bu kabuslar ölünceye kadar devam edecektir. Bu çağda işçiye hala senet imzalatılması modern köleliğin bir kanıtıdır. 

Kilitli ve sağlam kasalarda saklanan teminat senetlerinin bir gün ortaya çıkması korkusuyla işçilerin ömründen ömürler gitmektedir. Aslında patronlar, işçinin emeğini düşük ücretlerle satın aldığı yetmiyormuş gibi işçinin ruhunu da teminat senetleriyle satın almaya kalkmaktadır. 

Türkiye'de yeni işe girenlere teminat senedi imzalatılması o kadar yaygındır ki mahkemelerdeki davaların haddi hesabı yoktur. Bir kanuni düzenleme olmamasına rağmen iş Yargıtay'a da intikal ettiği için bir içtihat oluşmuştur. Bu itibarla patron-işçi ilişkisiyle imzalanan süresiz senetler otomatikman "teminat senedi" olarak belirleniyor, normal borç senedi vasfı ortadan kalkıyor. 

İşçi-işveren arasındaki güçlü-güçsüz durumu nedeniyle iş mahkemeleri işçinin lehine olarak imzalanan senetleri hükümsüz saymaktadır. Bu konu geçmişten bu güne o kadar yaygın ki bu içtihadın yıkılabilmesi zor görülüyor. Yani senet imzalayan işçiler rahat olsunlar. Mahkemeler bu senetleri birkaç şahit ile hükümsüz sayabiliyor. 

Bu arada şunu belirtmem lazım: İşçiye bu senetlerin süre/vade ve miktar kısımları boş bir şekilde imzalatılır ki asıl ahlaksızlık da budur. Fakat yine de korkmayın iş mahkemesi genel itibarla sizin yanınızdadır. Ah bir de hızlı karar verebilseler!

Ayrıca vade ve miktar hanesi boş olan senedin işveren tarafından işçiye zorla, tehditle imzalatıldığı ortaya çıktığında işveren belgede sahtecilikten, tehditten, cebirden, mobbingden yargılanır mı acaba? 

Bu teminat senedi zulmü kanunlara eklendiğinde ve bu zulmü yapanlara ağır cezalar verildiğinde tüm memleket olarak güzel bir oh çekeceğiz. Umarım o günler yakındır.

Senetlerin işin sorunda mahkemelerce hükümsüz kabul edilmesi işverenlerin yıldırmıyor elbette. Zaten onların umurlarında da değil. Hatta çoğu işveren zaten bu senetleri teminat senedi olarak imzalatmaktan bile utanmıyor. Çünkü asıl mesele tehditlerle imzalatılan senetlerden para kazanmak değil, işçiyi psikolojik olarak baskıya maruz bırakmak. 

Senet imzalamış işçi istifa ve itiraz edemez, gece rahat uyuyamaz ve depresyona girer. Patron da malından, kârından emin bir şekilde yastığa başını huzur içinde koyar. Bugün ülkemizdeki toplumsal şiddeti büyük resme bakarak incelemek isteyenler iş yaşamındaki bu bariz çelişkiye göz atmalıdırlar.

Bir tarafta düşük ücret verdiği yetmiyormuş gibi boyunduruk misali işçiye imzalattığı senetlerle zevk-ü sefa sürenler,
diğer tarafta imzaladığı teminat senedinin her an takibe alınması korkusuyla yaşamaya çalışanlar.

Bu apaçık bir adaletsizliktir, zulümdür ve bu saçmalığın artık sona ermesi gerek.

Bugünün teminat senedi imzalatan patronlarını, eski çağlardaki köle sahiplerine benzetiyorum. Emeği yetmiyormuş gibi bir de emekçinin ruhuna sahip olmaya çalışmak kölecilik değil de nedir? 

Bu yazıyla köleliğe izin vermeyen bir Modern Kölelik Yasası'na ihtiyaç olduğunu daha iyi anlıyor olmalısınız. Yüyıllar önceki 
dönemleri aratır şekilde köleliğin hala hayatta olması sizin de kanınıza dokunmuyor mu?

Yorum Gönderme

0 Yorumlar