MADURO'DAN MAĞDUR YARATMAK: SUÇLU DİKTATÖR MÜ, EMPERYALİZM Mİ?

Ülkemizin milyonları bulan analizcisi Venezuela hakkında "şakadanak" kararını verdi ve Maduro'nun tarafı büyük bir çoğunlukla tutuldu. Peki gerçekten kim haklı? Ne oldu da Venezuela bu hale geldi? Bu olaylardan ülkemizin geleceği için ibretler alabilir miyiz? Gelin tartışalım...

Irak savaşını hatırlatmakla başlamak istiyorum yazıya. Orada da iktidar koltuğundan inmek istemeyen bir diktatör vardı. Ekonomik rezilliklerin yanı sıra ülkenin çok büyük bir bölümünü kapsayan Şiilere ve etnik motivasyonlu Kürtlere karşı dışlayıcı bir tutum izleniyordu. İktidarı döneminde savaştan savaşa gömülen Irak, ABD'nin de ağzını sulandırınca iş işten geçmişti.


ABD kendisine yönelik saldırılara misliyle karşılık vermek suretiyle caydırıcı gözükerek hayatta kalabiliyor. Bu anlamda 11 eylülden sonra güvenlik fetişizmine kendilerini kaptırdılar. Dünya'da biriken Anti-Amerikancı damarları teker teker bulup yok etmenin yollarını aradılar; fakat onları bitiremedikleri gibi daha da güçlenmelerine neden oldular.

Ülkemizin milyonları bulan analizcileri, ABD'nin bu fevri eylemleri sonucunda hemen taraf tutmaya çalışırlar. Sanki görevleriymiş gibi ABD'nin devirmeye çalıştığı diktatörü desteklemek(yalnızca sözde), kendi ülkeleri için de "meşru olana" biat gibi de karşılanabiliyor. Kimyasal silah varlığı iddiası neticesinde gerçekleşen Irak işgali başlayınca aynen böyle oldu ve her konuda olduğu gibi ülkemiz ortadan ikiye yarıldı.

Kendini dünyanın Jandarması sanan ABD, onyıllardan beri ülkelerin içişlerine karışmayı bir görev sayıyor. Bunu yalnızca o ülkeyi ve kaynaklarını ele geçirmek için yapmıyor. Aynı zamanda bu davranışlarla diğer ülkeler için "ayağınızı denk alın" mesajı veriyor ve kendince güvenliğini sağlıyor. Teker teker bulup yok etmek daha maliyetli olduğu için caydırıcı bir gömlek giymek ve bu anlamda her işe burnunu sokmak daha ucuz ve etkili hale geliyor.

ABD'yi açlığın, suçun ve adaletsizliğin kol gezdiği bir yerde sağlam bir burçta debdebe içinde yaşayan bir zengine benzetebiliriz. O zengin elinde tuttuğu malları ellerinden gidecek korkusuyla daha da hırçınlaşıyor. Tüm yakınlarını hatta en yakınında bulunan eşi ve çocuklarını dahi servetinin düşmanı olarak görebiliyor.

Venezuela konusuna gelelim. Chavez'in 2013'deki ölümü üzerine başkanlığa gelen Nicolas Maduro bir kaç ay önce tekrar kazandı. Muhaliflerin boykot ettiği bu son seçimde %28 katılım oranı vardı ve Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro %50,6 ile bu adil olmayan seçimleri kazandı. Ardından anayasal olarak cumhurbaşkanını azletme yetkisi bulunan Ulusal Meclis, Maduro'yu elçektirerek Meclis Başkanı Juan Guaido'yu "geçici başkan" olarak atadı ve ona demokratik seçimlere giden süreç için yetki verdi.

Bunu söyleyen bir Allah'ın kulu yok meydanda. Juan Guaido sanki kendi kendine başkanlığını ilan etmiş de diğer ülkeler bu "darbeci" herifi tanıyıvermiş gibi bir tablo çiziliyor günlerdir. Guaido meclis başkanı haliyle meclis tarafından "anayasaya uygun bir şekilde" başkan ilan edildi. Çünkü Cumhurbaşkanı görevden alınınca devletin ikinci kişisi göreve gelmeliydi. Gel gör ki durum tamamen tersinden anlatılmaya çalışılıyor. Ülkemizin kitleleri bu hikayelerle avutuyor.

Sırf ABD ve çeşitli Avrupa ülkeleri Guaido'ya destek veriyor diye Guaido yanlış yapmış, kötülük etmiş olmuyor, olamaz. Yıllardır Venezuela'da hiç duymadınız mı enflasyon %1.000.000'ları bulmuş diye? Şimdi düşünelim bakalım: ülkemizde de böyle bir enflasyon oranı olsa ne o yapacağız? Aman ABD destekliyor diye muhalifleri desteklemeyecek miyiz, onların safında yer almayacak mıyız?

Varılan Kanı:

Maduro ve onun gibiler kendilerini vazgeçilemez olarak gördükleri için toplumlara başka çıkar yol bırakmıyorlar. İnsanların iğrenç şartlarda yaşadığı Venezuela'da halk isyan etmeyecekti de ne yapacaktı allasen.

Emperyalizm, "ele geçirip kendine bağlama" demektir. İlla küresel olarak düşünülmesi gerekmez ama böyle düşünürsek, bunun en büyük örneği elbette ABD'dir. ABD'nin bu emperyal davranışlarına karşı isek diğer emperyal hareketlere de karşı çıkmalı değil miyiz?

Bir kişi veya grup da ülkenin yönetimini eline geçirip emperyal tavırlar takınabilir, fiilen veya resmen imparatorluğunu ilan edebilir, diğer kültürleri, yaşam tarzlarını veya gelirini ele geçirmek isteyebilir. ABD emperyalizmine karşı çıkıyorsak, çelişki içerisinde kalmayıp tutarlı olmak için buna da karşı çıkmalıyız.

Amerika Amerikalığını yapıyor. Onlar ülkelerin iç işlerine karışma hakkını göstere göstere kullanıyorlar. Bizler de onlara bu fırsatı vermeden güncel olaylara onların adını, sanını ve gücünü yorumlara karıştırmadan konuşmalıyız. ABD'den korktuğumuzu o kadar belli etmeyelim. Yoksa onların güdümünden hiç bir zaman kurtulamayız.

Dâhilîdir sadme... Hâriçten değil... Aslâ değil!
Sonra, olmaz ez-kazâ dünyâda bir şey, böyle bil!
Nâgehânî lâfzının ma’nâsı yoktur, herzedir:
En beyinsizler bu istikbâli zîrâ kestirir.
Gökten inmez bir de hiçbir şey... Bütün yerden taşar;
Kendi ahlâkıyla bir millet ölür, yâhud yaşar. - Mehmet Akif Ersoy

Yorum Gönderme

0 Yorumlar