ARKA SOKAKLAR VE POLİS GERÇEĞİ

Arka sokaklar dizisi polis hakkındaki olumsuz fikirleri, olumlu hale getirme görevini yerine getiriyor. Bu dizilerle halihazırda noksan olan polis teşkilatı, hiç olmadığı kadar yüksek mertebelere çıkarılıyor.

Özellikle gündüz saatlerinde çalışmayanların televizyon karşısında saatlerini geçirdiği su götürmez bir gerçektir. Gündüz kuşağında tamamen kadına ve çocuğa yönelik yayınlar yapılırken,  akşam kuşağında erkeğe yönelik  motivasyon yayınları yapılmaktadır. Bunlarla ilgili istisnalar olmasına rağmen durum genel itibarıyla bu silsile içerisinde gider gelir. Kadın gündüz televizyonda "aşk ve sevgi" konulu dizilere gömülürken, erkek ana haber bültenleri ve sonrasındaki maskülen yayınlara dalar. 


Televizyon kanallarının özelleşmesi ve sınırsız kanal açma yetkisinin verilmesiyle birlikte temel olarak "aile" konulu diziler yapılmaya başlandı. Zaman içerisinde daha özel alanlara dalan dizilerin bu önlenemez yükselişini devlet kurumları, siyasi partiler STK'lar ve şirketler de gördü. Her örgütsel yapılanma televizyon dizileri eliyle daha çok kişiye ulaşılabileceğini, varsa toplumsal tepkileri kendine temerküz edebileceğini zannediyordu. Ancak devlet ve iktidar bu gücü tamamiyle ele geçirdi. 

Devlet el altından hiç olmadığı kadar dizi ve film yapımlarına destek oluyor. Çünkü diziler, varsa toplumsal tepkileri yatıştırmak, yoksa toplumu kışkırtmak için biçilmiş kaftan konumundadır. Suriye sınırında IŞİD'e yönelik başlatılan Fırat Kalkanı ve ardından PYD'ye yönelik icra edilen "Zentin Dalı" harekatı döneminde 3 reyting rekortmeni kanaldan askeri ve milliyetçi duygulara hitap eden senaryoları bile benzer diziler yayınlanmaya başladı. Böylelikle savaş karşıtlarının tepkileri iyice toprak altına gömülmüş oldu.

Polis, mafya ve terör örgütleri üçgeninde polisin davranışları hep eleştirilir olmuştur. Polis bu yasadışı örgütleri bitirmek istemiyormuş gibi sert ve akıl almaz yöntemlere başvuruyordu. 2000'li yılların başında polisin "işkenceci, yolsuz ve rüşvetçi" olduğu önkabulü yaygınken, bu nitelemeler zamanla değişmiş ve gerçekte olmadığı kadar yüksek bir mertebe polis kuvvetlerine layık görülmüştür. 



Bu arada şunu da söylemek gerekir; bu fikirlere gerçek anlamda birkaç cinayet olayı ve toplumsal olaylara müdahale yöntemlerini incelemem neticesinde ulaştım. Gerçek istatistiklere ulaşamıyoruz çünkü Emniyet Genel Müdürlüğü hiç bir bilgi vermiyor. Örneğin, kaç faili meçhul cinayet var? veya rüşvet oranı ne durumda? ya da suç oranları artıyor mu? gibi sorular havada uçuşmasına rağmen gerekli ve doyurucu bilgilere ulaşamıyoruz. 


Eskiden olay yerine geç gelmesi ve ağır davranışları sebebiyle "güven duyulmayan" kurumlar listesinde Polis teşkilatı başı çekmekteydi. İstanbul'un bir semtinde "karşıt görüşlü" iki grup kavga eder, ortalığı yakar, yıkar. Daha sonra polis kalıntılardan sorumluları aradığını iddia ederek yöre halkını rahatlatmak bir kenara daha da kızdırırdı. Bu hislerin bazı zamanlarda nefrete dönüşerek "polise yönelik şiddet" başlığı altında incelenmeye başladığını da söylemek gerekir. 

Bir cinayet olayında polis gücünün katili bulması neredeyse imkansız olarak görülürdü. Hatta "faili meçhul" terimi her vatandaşın zihninde yer etmiş bir kavramsallaştırma olarak kullanılırdı. Birileri birilerini öldürür, katil kuş olup uçar. Katilin bir vesile ile bulunması, polisin o katili arayıp, tarayıp yakalamasıyla değil, katilin vicdan yaparak teslim olmasıyla mümkün olmaktaydı.

Böyle bir ortamda "Arka Sokaklar" adlı Kanal D dizisi Polis Teşkilatı için bir can suyu oluvermişti.

En çok izlenen ulusal televizyon kanalında bir dizi başlamış. Bu dizide müstakbel suçlular daha suçu işlemeden yakalanıveriyorlardı. Rıza Baba ve ekibi olaya anında müdahale ederek hiç kimsenin burnunun dahi kanamasına izin vermiyordu. Kalabalık İstanbul trafiğinde orta halli bir minibüsle seyir halindeyken "merkezden" gelen ihbar üzerine "biz olay yerine yakınız" denerek, olaya anında müdahale ediliyordu. 

Yüzlerce bölümü primetime'da yayınlanan Arka Sokaklar dizisinin neredeyse tüm bölümleri yukarıdaki parağrafta yazılanlarla paraleldir. Yani, bir olay vuku bulur ve ekip olaya anında müdahale eder. Arada sırada bazı istisnalar olsa da bu dizide suçlu ve suçsuz mükemmel bir çizgide ayrıştırılabilir. 


Aynı şekilde ABD'de yayınlanan Criminal Minds adlı polisiye dizide FBI'ın Profil Çıkarma Merkezi her bölümünde seri katilleri tereyağından kıl çeker gibi yakalıyordu. Bu şekilde topluma kamu kurumları güveni aşılanıyor ve toplumsal tepkilerden arınmış bir teşkilat gün yüzüne çıkıyordu. Bu başarılı manipülasyon tekniğini gören Emniyet, Arka Sokaklar dizisine ne kadar şükretse azdır.

Toplum zihnindeki "polis işini layığıyla yapmıyor" düşüncesi, toplumun yoğun bir şekilde televizyon ekranlarını seyrettiği saatte Arka Sokaklar dizisi ile kırılarak tüm yapıcı eleştiriler sümenaltı edildi. 


Kurtlar Vadisi dizisi de devletin istihbaratını aliyülalaya çıkararak, insanların başını yastığa rahat bir şekilde koymasını sağlıyordu. İstihbaratımızın görevini layığıyla yerine getirdiğine yönelik sarsılmaz inancı bu diziye borçluyuz.

Gerçekte polis gücü halen istenilen noktaya gelmemiştir. Siyasi cinayet zanlıları ellerini kollarını sallar vaziyette dolaşmaktadırlar.  Rüşvet alıyor başını gidiyor. Yolsuzluğun bini bir para. Fakat şuanda ne polis gücüne yönelik ne de gerçekliği eğip büken bu dizilere yönelik küçücük bir tepki göremiyoruz. Çünkü gerçek can sıkıcıdır ve maliyetli bazı önlemler almanıza neden olur. Onun için gerçeğe kulağı tıkamak daha tasarrufludur.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar