DÜNYA 5'TEN BÜYÜK DE TÜRKİYE 1'DEN KÜÇÜK MÜ?

Her BM genel kurulunda "Dünya 5'ten Büyüktür" diye bağıran Erdoğan, Cumhurbaşkanı olduğu ülkede kendisinin tek adam olduğunu bilmiyor mu? Ülkede tüm kesimlerin sözcüsüymüş gibi davranan Erdoğan'ın azınlık hassasiyetinin sorgulanma vakti gelmedi mi?


Dünya üzerindeki tüm toplumların birbirleri ile savaşmadan, barış içerisinde sorunları çözülebilsin diye Birleşmiş Milletler adında bir örgüt kuruldu. Tanınan her bağımsız ülkenin yetkilileri her yıl New York'a gelip konuşmalar yapıyor ve BM'nin yani dünyanın geleceğini tartışıyor. 

Yaklaşık üç yıldır Cumhurbaşkanımız sıfatıyla BM genel kurulunda konuşma yapan Erdoğan, "Dünya 5'ten Büyüktür" sloganıyla azınlıkların sözcülüğüne soyunuyor. "5 daimi ve her türlü karar verme hakkına sahip ülkeler dünyanın geleceği hakkında tek başlarına karar veriyorlar; buna artık bir dur demeliyiz" diyor Erdoğan yılmadan.

Gerçekten de Dünya üzerindeki savaşların başlatıcıları da bitiricileri de bu 5 daimi üye. Ağızlarından çıkan sözler sanki Allah'ın ayetiymiş gibi tüm dünyada uygulanıyor ve herkesin bu "ayetlere" itaat etmesi bekleniyor. Azınlıklar özellikle de yoksul toplumlar görmezden geliniyor. Dünyanın ezilenlerinin temsilcileri bu 5 daimi üyenin egemenliğini delemediği için kimse onların sesini duyamıyor. 

Dünya üzerinde güçsüz ülkelerde gazetecilik yapan batılılar, rahatlıkla her türlü bilgiyi ifşa etmekten geri durmazlar. Çünkü BBC, CNN gibi kanallar o ülkelerden bile güçlüdür. Ancak bu gazeteciler ucu kendi ülkelerine dokununca dut yemiş bülbüle dönerler. Batılı yaşam tarzı tehlikeye girmesin diye her türlü örtbas faaliyetini meşru görürler. Bu hareketleriyle dünya yoksulları üzerinde hegemonya kuran zenginlerin sözcüleri olmuş olurlar.

Günümüzde dünya medyası, BM'nin 5 daimi üyesinin ve bu üyelerin vergi rekortmenlerinin borusunu öttürmektedir. Birbirleriyle çaprazlama pazarlama stratejileri ile paraya para demeyen bu medya bezirganları, 5 daimi üyenin bünyesinde hiç olmadığı kadar özgürdürler. Dünyanın süper gücü olan bu ülkelerin yok etme gücünün koruması altında ABD tanklarıyla birlikte Irak'a giren CNN gazetecilerine benzerler.

Dünyada da olduğu gibi ülkemiz sınırlarında da adaletsizlikler bariz ortada. Zengin-fakir uçurumu genişliyor, temel ihtiyaçlar karşılanamaz hale geliyor ve ekonomi tepe taklak oluyor. Bu ortam da dünyadan pek de farklı değil. Özellikle Kürtlerin ve Alevilerin hakları konusunda beklenen ilerleme kaydedilmiyor. Azınlıklar zaman içerisinde görmezden gelindikçe daha da radikalleşiyor ve yeni yeni savaşlara gömülüyoruz. Ülkenin yoksulları savaşlara sürülürken, İstanbul'un zenginleri ellerini ovuşturuyor. 

Ülkemizdeki medya da tek bir adamın egemenliği altına hayatta kalmaya çalışıyor. Aslında ölüm döşeğinde bile diyebiliriz. Artık intihar vakalarını sorgulayan haberler gözaltı ve tutuklama silahlarıyla engelleniyor. Utanmazca, vurdumduymazca "her şey daha iyi olacak" denerek gerçeğin üzerine kalın bir perde geriliyor.

Ülkede yalnızca tek bir adamın sesi duyuluyor. Medyayı tamamen ele geçiren bu adam,  tüm toplumsal tepkileri gün yüzüne çıkmadan söndürme gücüne de sahip. Bununla beraber askerler ve polisler emirlerine amade vaziyette hazırolda bekliyor. 

Aynı zamanda hem zenginin hem de fakirin sözcüsü olmak mümkün müdür? Veya Alevinin ve Sünninin, ya da Türk'ün Kürd'ün. Bu kurt kuzuyu kaparken tarafsız olduğunu iddia etmek gibi bir şeydir. İmkansızdır. Zulmün karşısında tarafsız olduğunu iddia eden kişi, zalimin tarafını tutmuş demektir.

Sorarım sana "Dünya 5'ten Büyüktür" sloganıyla dünyada ezilen halkların sözcülüğünü yaptığını iddia eden Erdoğan. Yönettiğin ülkeye bir dön de bak. Sadece senin sesin çıkıyor; anlamıyor musun?

Dünya'da BM ne anlama geliyorsa, Türkiye'de de TBMM o anlama gelmeli değil mi? Bu coğrafyada yaşayan tüm toplumların temsilcileri mecliste bulunmalı ve karar almalı değil mi? Tüm sorunlar korkusuzca anlatılıp, çözüm önerileri bulunmalı değil mi? 5 daimi üyenin boyunduruğu altındaki BM'nin, Erdoğan'ın mutlak hakim olduğu meclisten ne farkı var?

BM genel kurulunda coşup kükreyen Erdoğan, kendi ülkesine geldiğinde tek adamlığın lüksünü yaşamayı da ihmal etmiyorsa, boşa konuştuğumuz tescilleniyor demektir. En son Katar Emiri tarafından "hibe" edilen uçakla beraber Erdoğan'ın ayağı saraydan başka bir yapının zeminine değmiyor artık. Kışın "Külliye", yazın "Marmaris'teki yazlık saray", şimdi de havada "uçan saray". 

Elbette Dünya 5'ten Büyüktür sloganı su götürmez bir gerçeği haykırıyor. Dünya halkları bir ortak karar alma ortamı olan BM'de daha fazla söz sahibi olabilmeliler. Bu haklar onların analarının ak sütü gibi helaldir. Peki ülkemizde bu haklar haram mıdır? 

HAYIR! TÜRKİYE 1'DEN BÜYÜKTÜR!








Yorum Gönderme

0 Yorumlar