RIDVAN DİLMEN'İN YUMURTASI ERKEN ÇATLADI

Futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen'in bir yerlerden emir almışcasına başlattığı "evet" kampanyası, karambolden tanınır olan, sanat ve spor camiasınca bir anda elitler arasına yükseltilen şahsiyetler tarafından rağbet gördü. Fakat şu gün itibariyle "yumurta erken çatladı"diyebiliriz. 




Nisan ayındaki referanduma 2-3 ay önce elit camialar tarafından başlatılan bu kampanya halk nezdinde rağbet görmedi. Bir anda kartopu gibi büyüyen bu kampanya havanın azıcık ısınmasıyla eridi gitti. Biz de bu bağlamda sanat ve spor camiasının ünlü ve zengin elitlerinin itibarını sorguluyoruz. 

Türkiye'de ürettikleri kopya fikirlerini, şarkılarını ve diğer yeteneklerini satarak ünlüleşen insanlar kendilerini kural koyucu veya kanaat önderi gibi görüyorlar. Sadece Türkiye'de değil, Amerika'da da Madonna örneği gözlerimizin önündedir. Kendini ilerleme, kalkınma taraftarı olarak gösteren bu şahsiyetler milletin sandıktaki tercihlerini etkilemeye çalışıyorlar. "Millet reyting verdiği için, tiraj ettirdiği için, albüm satın aldığı için benim söylemime uyar" safsatası hüküm sürüyor kısacası. Ak Parti'nin referandum bağlamında "güçlü bir Türkiye için evet" sloganı belli olduğu an bu kampanyanın yani yumurtanın yumurtlanması buna delalet etmektedir. 

Bir yerlerden emir almışcasına başlatılan bu kampanya ile bir kartopu oluşturuldu.Çeşitli alanların sanatçıları, sporcuları bir anda anayasa hukukçusu kesilmiş oldu. Güçlü bir Türkiye'nin sadece dayatılan bu anayasa değişikliğine"evet" demekle mümkün olacağı düşüncesi zerk edilmeye çalışıldı.

Referandum ile değiştirilmesi öngörülen 18 anayasa maddesi hiçbir araştırma ile sorgulanmamışken Türkiye'nin zengin elitleri bir anda bir kampanya başlattılar. Ve şu gün itibarıyla söz konusu elit kampanya tuzla buz oldu. Diğer yönden, değiştirilmesi öngörülen maddelerin içeriğine dikkat çekmek akıllarından bile geçmedi. Bunun sebebi iktidar ile sermaye sahibi arasındaki doğrudan ve dolaylı güç paylaşımı ilişkileridir. Muktedir bir şeye "iyi" dediyse, bu sihirbazlar da "iyi" demekle mükellef hissediyorlar kendilerini. Çünkü sermayedar, zengin, elit camiaların temel dertleri mülklerini korumak ve ençoklaştırmaktır.

Muhakkak ki her insanın fikrini beyan etmesi elzemdir. "Bu referandumda okudum, inceledim "evet" diyorum" sözünden masum bir söz yoktur. Aynı özgürlük "hayır diyenler" ve "boykot edenler" için de geçerlidir.  Fakat burada gizli bir "evet demeyenler Türkiye'nin güçlenmesini istemeyenlerdir" ön yargısı oluşturulmaktadır. Bu milleti ayırma ve sınıflaştırmaya girer. "Evet diyenler" ve "Hayır diyenler" olarak. İşte bu düşüncenin oluştuğu böyle bir coğrafyada gelecekten korkmak artık normalleşmiştir. 

Sanat ve Spor camiasının üstlendiği "evet" kampanyası zamansal açıdan da baltayı taşa vurmuş gibi görünüyor. Millet, söz konusu değişikliği sorgulayacakken bir anda başlatılan bu kampanya ile  taraf tutmaya zorlanır oldu. İçeriğin öneminden ziyade şekle ve söyleme itibar eden bir hale getirilmeye çalışıldı. Fakat referandum en erken 2 ay sonra. 2 ay içinde köprünün altından ne kadar su akar kim bilir. 

Görünen o ki Rıdvan Dilmen'in yumurtası erken çatlamış durumda. Bu şahsın yumurtasından sonra "hayır diyenler, teröre destek olanlardır" veya "şeytan da hayır demişti" denilerek yeni yumurtlama girişimleri peyda oluyor. Bu yumurtlama furyası bize apaçık gösteriyor ki, iktidar sahipleri "evet kampanyasını" maddeler üzerinden yürütemeyeceklerini anlamışlar. Zafer için ötekileştirme ve kutuplaştırma kartlarını kullanmaktan da imtina etmiyorlar. "Evet"lerin ve "Hayır"ların havalarda uçuştuğu referandum tartışmalarıyla milletin vicdanının susturulmaya çalışılması da cabası.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar