"ELVEDA AVRUPA"

Birleşik Krallık'ta yapılan "BREXİT" referandumunda şaşırtıcı bir sonuç açığa çıktı. Yarım yüzyıldır AB içerisinde iktisadi yönden zaten bağımsız olan Britanya, referandumda "hayır" sonucunun çıkmasıyla AB'den tamamen ayrılacak. 


Türkiye'nin son yıllarda Davutoğlu'nun önemsenmesi gereken çalışmalarıyla Avrupa'ya yaklaşması, durumu önceden kestirebilmemizde önemli bir mihenk taşıydı. İngilizce bilen biri olan Davutoğlu'nun başbakanlığı döneminde Avrupa Birliği ile "vizesiz seyahat" anlaşması bile imzalanmıştı. Çeşitli fasıllar yoluyla kademeli bir şekilde AB kapılarını aralayan Türkiye, sığınmacı akını nedeniyle zaman içinde AB kapısını uzaklardan görmeye tekrar devam ediyordu. Bu süreçte uzun süredir İngiltere topraklarında AB'den ayrılmanın yolu aranırken referandum bir ilaç gibi geliyordu AB karşıtlarına. 

Rusya'nın AB ve NATO karşıtı tutumu, Avrupa Parlementosunun çoğunluğunun görüşü ve sığınmacı akını İngilizlerin referandumda "hayır" oyu vermesini sağlayan temel etkenler. Özellikle Sığınmacı konusuna değinirsek, Avrupa anakarasından ayrı bir ada ülkesi olan İngiltere'nin sığınmacı ağırlama gibi önemli bir problemi üstlenmekten kaçması oldukça doğaldı. Köklü bir devlet yapısıyla yüzyıllardır ayakta kalan Kraliyet İngilteresi, sığınmacı ağırlamanın getireceği problemleri önceden elemine etme arayışı içerisine girmişti. Dolayısıyla İngilizlerin verdiği "hayır" kararı, ekonomik belirsizliklerin sığınmacı ağırlama probleminden daha az etkili olacağını düşündüğü için verilmiş olabilir. Fakat referandum sonrası ilk iş gününde durum oldukça içler acısı. 






















Sterlin 2008'in kaosundan bu yana ilk defa bu seviyeleri gördü. Avrupa Birliği yanlısı ekonomistlere göre durum daha da içler acısı olabilir. Fakat şimdiden söylemekte yarar var; İngiliz ekonomisi referandumdan çıkabilecek sonuca göre zaten ayarlanmıştı. Bu da en az zararla bu seçim dönemini atlatmalarına yetecek gibi görünüyor. Daha ikinci gün sterlindeki toparlanma yukarıdaki tablodan da anlaşılabilir. 

Referandum kararı sonrası Birleşik Krallık'ta İngiltere haricindeki ülkelerin Avrupa Birliğinde kalma yönünde oy kullanmaları bu ülkelerin tekrar "bağımsızlık referandumu" yapmasını mümkün kılmakta. 

Diğer yönden AB'de kalma yönünde propaganda yapan Cameron ise, istifa edeceğini açıkladı. 

Türkiye Faktörü

Avrupa birliği kapısında çınar ağacı gibi bekleyen Türkiye, Davutoğlu döneminde kapıyı aralamayı başarmıştı. Zaman içinde Türkiye'nin İslami kimliği ön plana alınarak kapı tekrar kapatılmıştı. İngiltere'deki referandumda AB karşıtlarının Türkiye'nin olası AB üyeliğini gerekçe göstererek seçimi kazanması da Türkiye'nin AB üzerindeki etkisini apaçık göstermekte. Dahası, sığınmacıların Türkiye üzerinden Avrupa'ya akın etmesi, Erdoğan'ın sığınmacılar faktörünü bir tehdit olarak Avrupa üzerinde kullanması yine durumu derinlemesine açıklamaktadır. 

AB'nin ilerleyen dönemlerde eski gücüne kavuşması hala mümkün. Fakat, AB karşıtı ülkelerin ve yapılanmaların da gücünün artığını söylemek yanlış olmayacaktır. 

Türkiye'nin Geleceği


İngiltere'nin tamamen AB'den ayrılmasıyla AB'nin yaralanması, Türkiye gibi nüfus gücü olan bir ülkenin AB'ye üye olamasıyla tedavi edilebilir. Bu bağlamda Türkiye'nin önünde iki sorun bulunmaktadır.

1) AB'ye üye olmakla açığa çıkacak hukuki ve diplomatik sorunlar
2) Doğu ülkeleriyle kazanılmış olan sağlam bağlantının kopması. 

Bu sorunlar dışında ekonomik ve sosyal yönden kazançlı çıkacağımız kesin. Fakat tekrar söylemekte yarar var. Muasır bir medeniyet olacağız diye evdeki bulgurdan olmayalım.


Yorum Gönderme

0 Yorumlar