OTORİTE BELİRSİZLİĞİNDEN FAYDALANIP PALAZLANAN IŞİD

SON ZAMANLARDA YAŞANANLARA DAİR BİR İNCELEME...


    Konumuz, son zamanlarda doğrudan müdahil olduğumuz, dehşetin, şokun, şaşkınlığın öyküsü Irak-Şam İslam Devleti Örgütü...

IRAK-ŞAM İSLAM DEVLETİ ÖRGÜTÜ'nün MİMARLARI

        Irak-Şam İslam Devleti(IŞİD). Adını sıklıkla duyduğumuz bu örgüt, batının 'Radikal İslamcı' tanımına uyan,Anti-Şii , Şeriat taraftarı ve şiddet yanlısı bir örgüt. Bu örgütün adını aslında Türk halkı olarak 2011'de başlayan Suriye'deki iç karışıklıklarla beraber duyduk. Fakat aslında bu örgüt o kadar da genç değil...

     Adını sıklıkla duyduğumuz bu örgütün serüveni aslında 1980'li yıllara, Afganistan'a kadar uzanır. Ürdünlü Selefi bir militan olan Ebu Musab Zerkawi Afganistan'daki işgalci Komünist Ruslarla savaşmaya gider. Savaş sırasında ABD'nin desteklediği, sonra yine ABD'nin başına bela olacak El Kaide'nin güçlenmesine bizzat şahit olur. Zerkawi 2003 yılında ABD'nin Irak işgali sırasında yeniden ortaya çıkar. ABD'lilerin ve Şii sivillerin öldürüldüğü terör eylemleriyle kendinden söz ettirmeyi başarmıştır.2004 yılında Tevhid ve Cihad örgütü kurup Usame Bin Ladin ile El Kaide'ye biat eder. Dehşet, vahşet ve vicdansızlıkla anılır.
       Irak'ta işgal öncesinde(Saddam dönemi) ve işgal sonrasında(Maliki dönemi) Sünnilerin dışlanması olayları sırasında iyice güçlenmiştir. Ocak 2006'da Iraklı Sünni aşiretler de Zerkawi çatısı altında toplanma kararı alırlar. Bir şemsiye örgüt kurar. Zerkawi, 2006 yılında Makuba'daki evinin bombalanmasıyla öldürülür. Fakat Zerkawi'nin yolundan giden biri tarafından kurulan bu örgüt Irak'ın Musul kentini almıştır bugün. Ebu Bekir Bağdadi...
     Zerkawi'nin yolundan giden Bağdadi 2006'da Irak İslam Devleti örgütü kurdu. Irak'ta ki Sünni çoğunluklu şehirleri ele geçirdi. Suriye'deki iç savaştan yararlanarak burada boy gösterdi. Böylece, örgütün adına Şam ve ya Levant kelimesi ekledi(Levant, İçinde Türkiye'nin topraklarının da bulunduğu Doğu Akdeniz kıyılarını ifade eder). Suriye'nin de örgütün müdahil alanı olmasıyla amaç netleşmiş oldu. Örgüt, Levant ve Irak'ta İslam Şeriat'ına uygun düşen İslami bir emirlik kurma çabası içinde olduğunu kanıtladı. IŞİD, Halifeliği tekrar getirmek istemesiyle de bilinmekte.

IŞİD'in EL KAİDE'den AYRILMASI

    IŞİD ve ya Levant İslam Devleti, Irak ve Suriye'de palazlanınca, El Kaide'nin Irak komutanı Zewahiri'den tepki aldı. Zewahiri, ''Suriye'den uzaklaşın'' diyerek aralarındaki anlaşmazlığa zemin hazırlamış oldu. Böylelikle Ocak 2014'ten beri Bağdadi ile El Kaide'nin Suriye kolu olan El Nusra örgütünün güç kaybedeceğini düşünen Zewahiri birbirlerinden kopmuş vaziyetteler. Fakat IŞİD örgütü halen El Kaide'nin ideolojik sistemiyle yönetilmekte. El Kaide'yi dinlemeyen IŞİD, Suriye'nin kuzeyindeki Rakka'yı geçen sene aldı.Orayı bir devlet edasıyla yönetiyorlar. İktisadi açıdan güçlüler ve Türkiye'ye açılan iki sınır kapısı da onların kontrolünde. Batılı Analistler ve bölgede çalışan Gazeteciler, IŞİD'i 'acımasız,kanlı bir örgüt' olarak tanımlıyor. Baas rejiminden kopmuş savaş taktisyenleri var. Yabancı savaşçıları oldukça fazla. Dünya'nın dört bir yanından savaşçı devşirmekle ünlüler. (NTV Haberlerinden alıntılara  yer verilmiştir.)

IRAK ORDUSUNUN OLAYLARA MÜDAHİL OLMAMASI

     IŞİD, Türk toprağı olarak kabul edilen Türk konsolosluğuna baskın düzenledi. 49 kişi konsolosluktan 31 kişi de TIR soförleri olmak üzere 80 kişiyi rehin aldı. Bununla beraber yeni yeni palazlanan 'radikal İslamcı' bir örgüt Türkiye devletine kafa tutmuş oldu. Fakat, on saatlerdir Hükumetimiz pazarlık peşinde koşuyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gücünü sınama gafletinde bulunan bu örgüt ile pazarlık masasındayken, Irak Ordusu da sanki müdahalesizlik kararı almışcasına IŞİD'e sadece sözlü olarak tepkisini koyuyor. Uzaklarda ABD'siz hiçbir problemi çözemeyen Irak ve Maliki göze çarpıyor. Örgüt elemanının 10 bin ile sınırlı olduğu söylenen silahlı bir örgüte karşı toptan bir teyakkuza geçmek istemiyorlar belli ki. Fakat, Haber Ajanslarına bildirilen örgütün kontrol haritaları çok vahim bir tablo çiziyor.

Haritaya göre; Irak Kürdistan Özerk Bölgesi sınırları dışında kalan tüm Küzey Irak, IŞİD'in kontrolünde. IŞİD'in tamamen kontrolü altında olan Musul ve Ninova'da örgüt Şeriat sistemini hayata geçirmiş gibi görünüyor. Mahkemeler, karargahlar, hastaneler ve niceleri. Bu bölgeler'deki halklara da mini anayasa diyebileceğimiz 16 maddelik bir manifesto dikte ediliyor. Bu manifestoda kadınların dışarıya zorunluluk dışında çıkamayacağı ve Şii aşiretlerle münasebet içerisinde olanların idam edileceğinden söz ediliyor.




IŞİD'in MANİFESTOSU

    IŞİD'in yayımladığı manifestonun diğer önemli maddeleri şunlar:

- Kadınlar zorunlu olmadıkça evlerinden ayrılamayacak. Evden çıkanlar ise, İslami kurallara göre giyinmek zorunda.

- Hırsızlar şeriat kurallarına göre cezalandırılır. Bu kural özellikle, kamuya ait para ve mallara el koyanlar için geçerli. Savaştan elde edilen ganimetin kullanılma biçimi ve dağıtılmasında sadece "Müslümanların Imam"ı yetkilidir. IŞİD'e göre, "Müslümanların Imamı" Ebu Bekir Bağdadi'dir.
- Tüm Müslümanlar 5 vakit namazını, namaz saatlerinde camilerde kılar.
- Musul ve çevresindeki aşiret liderlerinin, düşman ve hainlerle işbirliği içerisinde olması kesinlikle yasaktır.
- ''Dinsiz kurumlar'' adına şimdiye kadar görev yapmış polis, asker ve taraftarlar tövbe etmeliler. Tövbe etmeyenler idamla cezalandırılır.
- Alkol, sigara ve uyuşturucu yasaktır
- IŞİD organizasyonu dışındaki tüm toplantı ve gösteriler yasaktır. IŞİD militanları dışında silah taşımak da yasaklar arasında.
- Kentte ölüler anısına yapılan tüm türbeler, anıtlar ve mozoleler yıkılmalıdır. (Sabah-Ntvmsnbc)

DEĞERLENDİRME

    Böyle radikal bir örgütün Ortadoğuda kol gezmesi aslında öngörülen bir durumdu. ABD'nin o bölgeden çekilmesiyle beraber meydan kışkırtılan küçük gruplara kalacaktı. Fakat böylesi büyük bir eylem tüm dünyayı şaşırttı. Irak ordusunun da bu bölücü  radikal sisteme aykırı fiziksel olarak karşı koymaması da IŞİD'in işini kolaylaştırmış gibi görünüyor. NTV muhabirinin yaptığı video-haberde Irak ordusuna bağlı askerlerin kaçtığı kanıtlanmış. Kıyafetlerini, arabalarını hatta vesikalık fotoğraflarını bile arkalarında bırakıp kaçmışlar. 


     Peki neden Irak Ordusu olaya direk müdahil olmuyor ya da olamıyor?


    Bunun cevabını sorunun asıl kaynağına bakarsak bulabiliriz. Asıl sorun Mezhep Çatışması...

Irak Ordusu ezici bir çoğunlukla Şii'lerden oluşuyor. Maliki yaptığı açıklamalarda IŞİD'in cezasız kalmayacağından söz ediyor. Genellikle Şii halk orduya katılıp IŞİD'le savaşmak istiyor ve binlerce başvuru olduğundan söz ediliyor. Irak Ordusu olası bir savaş durumuna geçerse istemeyeceğimiz daha kötü durumlar da olabilir. Kötü durumlardan kasıt 'kanlı mezhep çalışmaları'. İyimser yaklaşırsak, Irak ordusunun IŞİD ile savaşmaması mezhep çatışmalarından doğan olası katliamları bir nebze olsun önleyebilir.Kötümser bir yaklaşım güdersek, böyle savaş yanlısı bir durum varken, ordu hala saldırmıyor ise ya daha kötüsünü tahmin ediyorlar ve ona göre davranıyorlar ya da  olaya büyük güçlerin müdahil olduğunu söylemek hiç de yersiz değil.

     Tam anlamıyla gizli yürütüldüğünü düşündüğüm bu olaylar silsilesi yakında anlayacağımız bir nemalanma sürecinin başlangıcı olabilir. Türkiye'nin de harekat düzenlemeyip pazarlık masasına oturduğunu bildiğimize göre; ABD dahil müttefiki olan iki ülke de bu sorunun ya pazarlıkla çözüleceğine inanmışlar ya da Dünya toplumunda bir algı operasyonunun mimarları konumundalar.   
     
    MİT TIRlarının Suriye'ye ne tür yardım götürdüğü ispatlanamazken , dünya toplumunda oluşan 'Türkiye IŞİD dahil tüm 'radikal İslamcı' gruplara yardım ediyor' algısını kırmak amacıyla düzenlenmiş bir oyun da olabilir. Bu süre zarfında kanımca rehin tutulan 80 vatandaşımızın da sağ sağlım yurda döneceğini düşünüyorum. Ancak, IŞİD'in son bir yılda nereden nereye geldiğini de görmekteyiz.

     Bu komplo teorileri canınızı sıkıyor olabilir. Fakat dünyada işler inanamadığımız  bu gayriahlaki planlarla yürüyor...



RIDVAN KENEFİCİ











     

Yorum Gönderme

0 Yorumlar