Erdoğan ve Netanyahu birbirine ne kadar da benziyor

Türkiye'de ve İsrail'de ne zaman seçim olsa bu iki lider birbirine ağzına geleni sayar. Muhafazakar ve milliyetçi olan bu iki lider, birbiri hakkında söylediklerinde haklıdırlar. Fakat dönüp de kendilerine bakmazlar.



Açık hava hapishanesine dönen Filistin'de özgürce yaşamak isteyen Araplar ne zaman eyleme kalkışsalar tüm medya gücünü eline alan Netanyahu ve milliyetçi Yahudiler bu eylemleri ve faillerini şeytanlaştırarak terörizm heyulası yaratımında kullandılar. Böylelikle İsrail vatandaşlarının büyük bölümünün zihinlerinde derin bir korku oluştu. 

İsrail de neredeyse her kasabada sirenler, alarmlar çalmaya hazır durumda. Tüm medya anında "vatan, millet" adına yayın yapmaya başlıyor. Tüm halkı her zaman böyle diken üstünde tutuyorlar. Fakat seçim dönemi daha başka...

Seçim dönemleri yaklaştıkça İsrail'in vurdumduymazlığında muazzam bir artış oluyor. Özellikle ABD'nin yeni başkanı da buna çanak tutuyor. Beşinci kere seçilen Netanyahu ve Trump petroller çağının iki başkanı gibi birbirine çok yakışıyorlar. 

Fakat Netanyahu'ya benzeyen bir kişi daha var... 

Erdoğan...

Aslında milliyetçilik ve gerici muhafazakarlık insanları birbirine benzetir. Suratı, boyları, görünüşleri, konuşmaları farklı olsa da zamanla içleri, yani inançları benzerler. Özgün düşünme ortadan kalkar.

Erdoğan da Netanyahu gibi korku ortamından beslenen bir lider. Milliyetçi ve muhafazakar gömleğini giyince Erdoğan, aynı gömleği giyen Netanyahu'ya çok benzer oldu. 2015'den sonra süregelen savaşlar döneminde bu benzerliği iyice kanıtladı.

Doğu illerindeki ilçelerdeki hendek olaylarının kanla bastırılması, Suriye'deki savaşa doğrudan dahil olunması tam da seçimler dönemine rast gelmektedir. Üst üste "kader" seçimleri yaptığımız yıllar en büyük savaşları verdiğimiz zamanlar olarak kayda geçti. 

İsyan bastırış, eylemcileri dağıtış biçimleri, sorun çözmeme tarzları, ve milliyetçi davranışları neredeyse aynıdır bu iki ülkenin ve polisinin. Hatta şaşıracaksınız ama Yahudi tarikatlara üye olan savaş ve emperyalizm karşıtı müritlerin İsrail polisi tarafından nasıl dövüldüğünü gördük. Dileyen şuradan izleyebilir.

Dönelim iki lidere...

Filistin'de insanlık dışı bir olay olduğunda Erdoğan hemen alır mikrofonu, "bunlar terör devleti, Netanyahu en büyük katildir" der. 

Türkiye'de insanlık dışı bir olay olduğunda ise Netanyahu hemen geçer kameralar karşısına," Türkiye terör devleti, Erdoğan katildir" der. 

"Dönüp de bir kendinize bakın" diyen bir Allah'ın kulu çıkmaz mı? Önce insan kendisine ve ülkesine bakmalı değil mi? Başkasının yaptığı kötülükleri eleştirirken aynı kötülükleri kendisinin yapması ne acıdır insanın. O insan acınası ve rezil durumda değil midir?

İki lider de çoğu zaman birbirleri ve devletleri hakkında söylediklerinde haklıdırlar. Türkiye'de Cizre bodrum katliamı olayı olduğunda mikrofonu alan Netanyahu doğruyu söylemişti. Plajlarda İsrail jetleri tarafından çocuklar öldürüldüğünde de Erdoğan çok doğruyu söylemişti. 

Fakat doğruyu söylemek yetmez, hayatınızı o doğrulara göre yaşamalısınız. Sırf oy almak, iktidarı korumak için içi boşaltılmış kavramları söyleyip kenara çekilme devri artık sona ermeli değil mi? Bu ikiyüzlülükle daha ne kadar yaşayacağınızı zannediyorsunuz? 

"Ey Netanyahu Filistinlileri ve Ortodoks Yahudileri rahat bırak." 

Sözü ile,

"Ey Erdoğan Kürtleri ve Alevileri rahat bırak." 

Sözünü aynı anda söylemek gerek. Böyle olunca inanıyorum ki temel sorunları kolaylıkla çözebileceğiz. Belki biz değil ama gelecek nesiller Filistin'de yaşananları geçmişin karanlık tarihi olarak okuyacak; belki de Türkiye'de Kürt ve Alevi sorunu çözülmüş olacak. İşte sırf bunun ihtimali bile bu yazıyı yazmama yetti...



Not: Mavi Marmara saldırısı tazminatı anlaşmasına dikkatlice bakarsanız ilk defa bir resmi belgede İsrail'in başkentinin Kudüs olarak tanındığını görürsünüz. Konuyla ilgili içerik burada.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar