ARICI OLMAK İSTEYENLERE TÜYOLAR

Arıcılığı merak edenler ve arıcı olmak isteyenlere... 







Ancak ve ancak örgütlü/kolonili bir yapıyla yaşamlarını sürdürebilen bal arıları, insanlığın canlı kalmasını sağlayan temel taşlardan. Peki siz de bir kovanla işe başlayıp ufku seçilemeyen bir serüvene çıkmak istemez miydiniz? 
Canlılık için bu kadar elzem bir canlıyı yakından tanımak istemez miydiniz?
Cevabınız evetse serüven başlıyor...

Bir arıcı sabırlı olmalıdır. 

Arılar konusunda sabırsızlığımız bizleri suni şerbetlere, şekerli ek besinlere muhtaç edebilir. Ekonomik bir kaygınız yoksa size arıları kendi haline bırakmanızı öneriyoruz. Bu önerimiz sizin işinizi gücünüzü azaltmak için değil, doğa ile bağı kopmamış arıların ürettiği sağlıklı, organik bal elde edebilmeniz içindir. 

Arı kolonileri ilkbahar aylarında oğul(kovandan kraliçesi ile ayrılan ve yeni yuva arayan arı kolonisi) verirler. Bu günleri dikkatlice takip ederseniz, içi arılarla dolu, sağlıklı kovanlarınız olması içten bile değil. 

Arı oğullarını kovana ürkütmeden yerleştirdikten sonra kovanın yapısına göre(fenni, karakovan) arılar kendi işlerini kendileri halledeceklerdir. 

Bazı durumlarda -ilkbahar ayları da olsa- arılar yeteri kadar beslenemeyebilir. Burada ilk akla gelen 'o halde şerbet vermeliyiz' şeklindeki düşünce tamamen yanlış olmamasına karşın şerbete maruz kalmış arıların ürettiği balın reçele benzemesini önlemeyecektir. Fakat burada şu unutulmamalıdır ki, arılar beslenemiyor dolayısıyla açlıktan ölmeleri söz konusu ise yeteri kadar şerbet desteğinde yapmanızı mazur görüyoruz. 

Arıları dikkatlice inceleyin

Arılar muazzam bir düzen içinde kendilerine biçilen görevi yerine getirmek için uğraşan canlılardır. Kraliçe arının altıgen peteklere yumurtlamasını izlemek, ardından o yumurtanın çatlayıp bir larvaya dönüşmesini gözlemlemek, sonra o larvanın başkalaşım geçirerek kanatlı bir mucizeye dönüşmesini incelemek kadar muhteşem bir şey yoktur kanımızca. 

Arıların görevlerine yoğunlaşın

Bal yapmakla uğraşan bir grup arının dışında türlü görevleri yerine getirmeye çalışan arılar da mevcuttur. 

Kovan girişinde nöbet tutan yaşlanmış (dolayısıyla iğneleri daha zehirlidir) arıların gardiyanlığına, yeni doğmuş ve larvaları besleyen arıların bebek bakıcılığına, kraliçe arının yaşamı için gerekli olan besinlerini ve temizlenmesini sağlayan arıların hizmetçiliğine gözlerinizle şahit olmalısınız. Bunları görmeden arıcılığın püf noktasını kavrayamazsınız.

Kovandaki tüm balı almayın


Çoğrafya'ya göre eylül-ekim aylarında hasat yapmak için kovanın yanına vardığınız vakit şöyle düşünmenizde yarar var; Ben bu kovandaki tüm balı alırsam aylardır benim bu balı alabilmem için uğraşmış arılar ne ile beslenecek? Su-şeker karışımı bir şerbetle mi? 

Şerbetle beslenmiş arılarda pilavı ekmekle sıyıran amca hantallığı olacaktır. Görevlerini yerine getirme içgüdüleri ortadan kaybolmaya başlayacak ve bu bala da yansıyacak. 
O halde yapılması gereken şey; kovanda bir miktar balın bırakılmasıdır. O muazzam oranlarla bin bir çiçekten elde edilen bal, kovandaki arıların gelecek seneye dinç ve çevik girmesini sağlayacaktır. 

Arıdan korkmayın!

Arıcılığa başlayan herkes bir kaç kez arılar tarafından sokulmuş ve günlerce o ağrılarla baş etmek zorunda kalmıştır. Şahsen ben bir kerede aynı yerden 5-6 defa sokulmuştum. Burada hiç sokmayan arı ırklarını aramaya şimdiden başlayabilirsiniz. Fakat o arı ırkı Anadolu'nun cani eşek arılarına karşı ne kadar etkili olabilir?

Arı sokmasına alerjiniz varsa derhal bu serüvene son verin.

İnsanların çoğu bal arıları tarafından sokulduktan sonra birkaç günlük lokal ağrı ve şişliklerle kurtulurlar. Ancak bazı seçilmiş kimseler vardır ki bunlar, bir arının iğnesindeki zehre maruz kaldıktan sonra boğaz bölgelerindeki şişme neticesinde hayati tehlikelerle baş etmek zorundadırlar.

Dünya'da arı zehrine alerjisi olduğu için tek bir arı sokmasından sonra hayatını kaybedenlerin sayısı binlerle ifade ediliyor. Size önerim; eğer böyle bir alerji durumunuz varsa bilgisayarınızın başında arılar hakkında yapılmış belgeselleri izlemenizdir. Çok meraklı iseniz -ki buraya kadar okudunuz, o halde tam korumalı bir elbiseyle bu muazzam yaratıkları gözlemleyebilirsiniz. Fakat, arıcı olmanızı tavsiye etmiyoruz.  

Bir alerjiniz yoksa, devam edelim...


Kovan girişi güneye bakmalı
Edindiğimiz ve içine arı kolonisini yerleştirdiğimiz kovanın giriş kısmı güneye bakmalı.
Çünkü, kuzeyden gelebilecek soğuk rüzgarlar arıların yaşamını olumsuz etkileyebilir. Burada arıların dayanıklılığı çok önemli ve reçelle ya da şerbetle beslenmiş arılar kış şartlarında dayanamazlar, yıpranırlar. 

Mevsimleri kontrol edin

Her mevsim arıların amaçlarında değişiklik olur. Yapmanız gerekenlerde böylece değişecektir 
Bunlar;

1- İlkbahar aylarında arılar petek örmek ve polen stoklamak için varlarını yoklarını harcarlar. Eğer kovanda yeteri kadar bal bırakmamışsanız arılar güçsüzleşebilir veya daha kötüsü ölebilirler.

2- Yaz aylarında arılar tamamen bal yapımına odaklanırlar. Bu süre zarfında harici olarak kimyasal/şerbet desteği vermeniz, balı reçelden de kötüye döndürecektir. 

3- Sonbaharda arılar bal üretimine az da olsa devam etseler de artık, var olan bal stoklarını ağır kış koşullarında korumak için sırlarlar. Kışa hazırlık olarak kovanın hava girebilecek bölgelerini kapatmalı ve giriş deliğini azıcık bir boşluk kalacak şekilde küçültmelisiniz. Kovanın içerisinde -eğer fenni kovansa- arıların bulunmadığı çıta varsa bu boş çıtalar ile dolu çıtaları ayırmalısınız ki arıların ısınmasına yardımcı olasınız. 

4- Kış aylarında arılar neredeyse her zaman kovan içinde kalırlar ve stokladıkları balı tüketirler. Bu günlerde kovanla ilgilenmeniz gerekmez. Fakat kendimden biliyorum, bu günlerde de merakınıza boyun eğecek ve arıların yaşamlarını -10 derecelerde bile gözlemleme isteği duyacaksınız. Fakat şunu söylemekte yarar var; arılar kovanlarının açılmasından hoşlanmaz. Hele ki soğuk havalarda. Bu eylem arıları yıpratabilir. 

Kraliçe arının yumurtalarını gözlemleyin

Kraliçe arı normal şartlarda günde yüzlerce hatta binlerce yumurta bırakabilir. Hareketsiz günlük yumurta kontrolünü ara ara yapmalı ve duruma göre kraliçe arıyı yeni bir arıyla değiştirmelisiniz. Eğer yeni kraliçeniz yoksa bolluk zamanlarında kraliçeyi öldürürseniz işçi arılar, var olan günlük yumurtalardan arı sütü yardımıyla yeni kraliçeler yapacak ve bu kraliçeler birbirlerini alt edecek. En güçlü olan kraliçe kovanınızın yeni şefi olacak. 

Kainat kitabını keşfedin

Nihayet arıcılığa ilk adımınızı attınız. Fakat burada asıl mesele doğaya saygı. Doğayı sadece tüketmek için kullanmak nereye kadar sürebilir? 
Bu noktada kainat kitabının keşfedilmesi yatıyor. Küçük ve örgütlü yapılarıyla bal arıları, bize bir şeylerde örnek teşkil edebilirler. 

Yaşamımızı arılardan ilham alarak sürdüremez miyiz? 

Allah'ın yarattıklarını keşfetmekten daha önemli bir şey var mıdır dünyada?


Rabbin bal arısına, “Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de, Rabbinin işlek olan yollarından yürü!” diye vahyetti. Nahl-68

Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır. Nahl-69

Yorum Gönderme

0 Yorumlar