BİN LADİN'DEN BAĞDADİ'YE NEO-TERÖRİZM

İnsanlığı kasıp kavuran terörizm 11 Eylül'den bu yana araç ve yöntemlerini değiştirmiş durumda. Şimdi daha iyi görüyoruz ki terörizm, değişen ve dönüşen toplumsal yapıya ayak uydurmak için elinden geleni yapıyor.  


Ladin ve El kaide 

Adını 11 Eylül 2001'de dünyanın süper gücüne karşı düzenlediği eş zamanlı intihar saldırıyla duyduğumuz El Kaide'nin kurucularından Usame bin Muhammed bin Avad bin Ladin, türlü kaynaklara göre, 80'li yıllarda Sovyet Rusya(SSCB)'nın Afganistan'daki saldırısında ABD ve müttefikleri tarafından eğitilip desteklenen küçük milis grupların başındaydı. Burada, toplumun yapısı iyi kavrayan Bin Ladin, Anti-komünizm adına önemli görevlerde bulundu.

El-Kaide'nin  yıllarca liderliğini
yapan ve 11 Eylül saldırılarının baş faili
Usame bin Ladin konuşma yapıyor.


Takvimler 1988'i gösterdiğinde Usame bin Ladin, daha da radikalleşip  El Kaide'nin kurucuları arasında yerini aldı. Bu süreçte her terör örgütünün yaptığı gibi toplumsal desteği sağlama arayışı içine girdi. Toplumun hassasiyetlerini iyi bildiğinden terör eylemlerini o çerçevede yaparak toplumdan destek veya tepkisizlik görme amacı güdüyordu bin Ladin. Ardından bin Ladin, militan, para ve şöhret kazanmanın yolunu kaos ve bozgunculukta aramaya başladı.

Usame bin Ladin, yıllar boyunca edindiği tecrübe ve kabiliyetle El Kaide'nin militan sayısını kat be kat artıracağı yeni eylem planının ana hatlarını kafasında şekillendiriyordu. Ladin, sanki "medeniyetler çatışması" teorisinin doğruluğunu kanıtlarcasına sadece "batı medeniyetine" saldırılması gerektiğini, müslümanlara dokunmanın doğru olmayacağını söylese de, İbni Teymiye'nin Hitlervari devletleşme sistemini kendisinden sonra mirasçısı Bağdadi devralacaktı.

Yeni terörizm ve Bağdadi

El Kaide'nin devlet kurmaktan ziyade var olan devletlerin yönetimini darbe ile ele geçirme ve "batıya" yönelik dağınık bir eylem sistemi amacı vardı. Usame bin Ladin'in 2011'de ABD özel kuvvetler tarafından öldürülmesinin ardından, terörizmin liderliğinde hiç görülmemiş bir boşluk meydana geldi. Bu boşluğu doldurabilecek onlarca lider varken aradan sıyrılan ve Musul'u işgal etmesiyle tanınan Ebu Bekir El Bağdadi'ydi. Bağdadi "yeni terör devleti sistematiğini", Teymiye'nin Moğol istilasına karşı verdiği fetvalara dayanarak oluşturacaktı. Bknz: Yemenli pilot'un 20 dakikalık yakılma videosu. İbni Teymiye'nin sözlerine ve verdiği fetvalara dayandırılır.
"halifeliğini" ilan edip Musul'u işgal ettikten
 sonra Musul'da Cuma hutbesinde
 konuşan kolundaki Rolex marka saatiyle Bağdadi.

Siyasal ve devletleşme açısından oldukça sistematik bir baskı ve korku devleti öngören İbni Teymiye'nin fetvalarıyla yola çıkıp görece başarılı olan Bağdadi, savunma yerine saldırı politikasıyla cephe genişletme düşüncesi içerisinde bulunuyor. 5 milyar dolara yakın cirosu bulunan IŞİD, kendi devletini uzun vadede nasıl meşru olacağını önceden planlamıştı. Buna süper güçlerin anlamsız bir şekilde  "bombalama" operasyonları eklenince radikalleşmiş halkın çoğu potansiyel militan haline geliyordu.


IŞİD'in Militan Kazanması

Çeşitli coğrafyalarda görece kalıcı radikal örgütlerin "hilafete" biat etmesi nedeniyle tarihin en vahşi devletlerinden birinin temelleri artık atıldı. Kuran'ın tüm savaş hukuku ayetlerini hiçe sayıp savaşta, cezalandırmada ve yaşam düzeninde Teymiyeci bir Hitlervari anlayışla devleti meşru kılma derdindeler. Aslına bakılırsa kaos ortamının oluşturduğu belirsiz yapı, birçok terör örgütünün bu bölgelerde yuvalanmasına neden oldu. Suriye, Irak, Doğu Afrika gibi bölgelerde IŞİD'e biat etmiş örgütlerle karşılaşmaktayız. Görünen o ki yeni terörizm anlayışı daha küresel ve pragmatist amaç doğrultusunda ilerlemektedir.


IŞİD'in sanal ortamda yayın yaptığı Türkçe dergisi. 
IŞİD muazzam hammadde yataklarında, sulak alanlarda hüküm sürmektedir. Federal Irak'tan kalan binaları, topları hatta ve hatta tankları var. Her bölgede kendini IŞİD için feda edebilecek intihar bombacıları mevcut. Zaten IŞİD, işgal etme girişimlerinde önceden intihar bombacılarını kullanarak sistemli bir panik ortamı oluşturuyor, buna bağlı olarak da kolaylıkla işgal ediyor. bnz: Musul'un işgali

IŞİD lideri Bağdadi, Mad Max Fury Road filmindeki "Ölümsüz Joe"  gibi militanlarını akletmeyen, zamanında "batı" bombardımanında en az bir yakınını kaybetmiş ve ya türlü işkencelere maruz kalmış kimselerden seçiyor. Çünkü o kimseler çevresel etkilere daha açıktırlar. Ayrıca, fakirliğin, cahilliğin ve Bağdadi'den başkasının daha güzel bir gelecek tasavvuru sunamamasının bir sonucudur. Sistemli NEO-Terörizmi araç ve amaç olarak kullanan IŞİD, bu kişileri -özellikle de Ortadoğuda- kolaylıkla bulabiliyor ve eğitebiliyor. Bknz: IŞİD'in yayın yaptığı Konstantiniyye sanal dergisinde Teymiyeci fetvalar.



IŞİD'le Mücadele Nasıl Olmalı?

IŞİD, akletmeyen militanlarıyla oldukça başarılı bir süreç izliyor. ABD'nin yaptığı üç binden fazla hava operasyonu bile IŞİD'in adam akıllı gerilemesine neden olamadı. Bu noktada asıl soru: IŞİD bu devasa bombardımanlar altında dahi topraklarına toprak katmayı nasıl beceriyor? olmalıdır.  

Çağın enucuz ve kolay temin edilebilir ekipmanlarıyla donatılmış militanları çatışmada ultra-teknolojinin yardımıyla kolaylıkla öldürebilirsiniz belki. Ancak stratejileriniz yöre halkını(sivilleri) elemine ediyorsa terörizmin güçlenmesini, gelişmesini önleyemezsiniz. 

İHA'larla bombalama kartını ilk raddede kullanan ABD, bu tarz mücadelenin yöre halkını tedirgin edip radikalleştirmesi bakımından yanlış strateji zincirinin ürünü olduğunu yavaş yavaş anlıyor. Belki de ABD ve "batı", "gerçekten de Orta Doğu'daki kaosu bitirmek istemiyor" da diyebilirsiniz. Zira, ABD kamuoyu kalkışmaya başladığı her zaman bir dış tehdit belirir ve isyan kıvılcımları ateşe dönemeden söner gider. Bnz: Baltimore olayları

'Sivillerin güvenini kazanmak' en iyi terörle mücadele yönetimidir.

IŞİD işgal edeceği bölgeleri önceden belirleme işini tamamen Sünnilik ekseninde yapıyor. Yıllarca ABD'nin işgal ettiği ve  Sünnileri dışlayan hükumetiyle Irak'ta Sünniler tarihte hiç olmadığı kadar tedirgin durumda. Sivil halkın güvenini bombayla sağlamak mümkün olmadığından kaos ortamının olduğu yerlerde IŞİD'e karşı sistemli bir "güven kazanma" stratejisiyle terörizmin kökünü kazıyabiliriz. IŞİD'den daha gerçekçi bir gelecek tasavvuru yöre halkını memnun ederse, terörizmin köküne kibrit suyu dökülmüş demektir. 






Yorum Gönderme

0 Yorumlar