Amerikan Rüyası Neden Anadolu Rüyası Olmasın?

Keşfedildiğinden bu yana Amerika kıtası dünyanın geri kalanının bir kaçış mekanı olarak hayallerini süslüyor. Memleketinde yoksullukla, kuraklıkla ve savaşlarla boğuşanlar Amerikan rüyasıyla yanıp tutuşuyorlar. 



Dünyada açık ara en çok göç alan ülke 15. yüzyıldan bu yana Amerikadır. Yaşadığı ülkede artık yaşayamayacağını düşünen milyonlarca insan çoluk çocuk demeden bu ülkeye koşar. 

Aynı zamanda dünyanın en vahşi kapitalistlerinin ülkesi de Amerikadır. Bu yüzdendir ki zengin-fakir uçurumunda rekor kırılır. Bireysel şiddet de coronavirüs gibi zaman zaman pik yapar.

Amerika'ya göçen bir göçmen kapitalistlerin kucağına düştüğünü bilir, fakat yine de Amerikan rüyasıyla yanıp tutuşur. Çünkü Amerikalı kapitalistler her yerde terör estirebilirler, fakat Amerika sınırları içerisinde sert kanunlara takılırlar. 

Kapitalist ve dünyanın geri kalanında terör estiren Amerika'da tekelcilik ve tröst büyük günahtır. 100 dolar vergi kaçırmanın cezası hapistir. Kurumlar vergisi oransal olarak Türkiye'nin 5 katı kadardır ve ödenmeyen vergiler asla affedilemez, yapılandırılmaz.

Amerika'da nispeten adilce düzenlenmiş hukuktan daha büyük bir güç olmadığı için insanlar, bence doğru olmasa da zenginlik hayalleriyle yaşarlar. Çalışıldığında başarılı olabileceklerine inanırlar. 

Bu arada şunu belirtmekte yarar var:

Bence herkes zengin olamaz. Birileri zengin oluyorsa, diğerleri fakir oluyor demektir. İhtiyaçlar değil, ihtiraslar sınırsızdır. 

Çalışıldığında başarılı olunabileceğine, sınıf atlayabileceğine ve zenginleşilebileceğine olan inanca bugün "Amerikan Rüyası" deniyor. Hollywood'un aslında kuruluş amacı da budur. Girişimci ve meraklı beyinlere Amerika'yı sevdirip mutlak bir rekabetçi ortam kurulmasını istemişlerdir.

Amerika'nın binde birler oranında kalan yerli nüfusu haricindeki tüm vatandaşları göçmendir. Bu göçmenlerin de en temel çalışma ve entegrasyon motivasyonu Amerikan rüyasından gelir. Çünkü asli memleketlerinde dışlanmışlar, ötekileştirilmişler veya savaşlara boğulmuşlardı. Memleketinde kapıcı olan Amerika'da apartman sahibi olabilirdi.

Savaşların, kuraklığın ve dışlamanın devam ettiği bu dünyada bu rüya arzusu ne yazık ki son bulmadı, bulmayacak.

Savaşlar, adaletsizlikler ve ötekileştirmeler devam ettikçe çoluk çocuk demeden başka vatanlar arayanlar her zaman olacak. Her zaman anılarını geride bırakmak isteyenler ve yeni rüyalar görenler çıkacaktır.

Suriye'de dokuz yıldır bitmek tükenmek bilmeyen iç savaş sebebiyle vatanını terk eden milyonlara bakalım. Onlar Türkiye'yi sadece hedefe ulaşmak için bir dinlenme tesisi olarak gördüler. Onların hayalleri hiçbir zaman Türkiye'de temelli yaşamak olmamıştı. 

Coronavirüs salgını öncesi Yunanistan sınır kapılarının açılmasıyla oluşan o büyük izdihamı hatırladınız mı? 

Peki neden göçmenler misafirperverliğiyle övündüğümüz ülkemizden feryat figan bir şekilde kaçmaya çalışıp jiletli telli Avrupa sınırlarında ölümü göze aldılar, alıyorlar? 

İşte dananın kuyruğu burada kopuyor. Savaştan kaçsa bile Türkiye'de kalmak zorunda olmak bile onları tedirgin ediyor ve ilk fırsatta bavullarını topluyorlar.

Kendi vatandaşlarımız bile Avrupa ve Amerikan rüyasıyla yanıp tutuşurken artık memleketin binyıl önceki parlak dönemlerini hatırlamanın vakti gelmedi mi? 

15. yy'dan önce Anadolu ve Mezopotamya son altı yüzyılın Amerika kıtası gibi bir kaçış mekanıydı. Orta Asya'dan kuraklık ve savaş nedeniyle kaçan Türkler bizim atalarımız değil miydi? Yani bizler de göçmen değil miyiz?. 

Allah'tan başka hiçbirşeyden korkulmayan bir Türkiye'de hiçbir Suriyeli, Afgan, Pakistanlı, Iraklı, Kürt ve hatta bir Türk başka ülkelere gitmek istemezdi. 

Halbuki bu aşağılık durum değişebilir. Savaştan kaçanlar ülkemizi Amerikan rüyasının gelişmiş haliyle, "Anadolu Rüyasıyla" tekrar sevebilirler.

"Bu ülkede bir insan olarak dinime, dilime, kültürüme bakmadan beni koruyan bir hukukla, iş bulmamı veya kurmamı kolaylaştıran bir devletle mutlu mesut yaşabilirim" diyebilirler. 

Göçmenleri bir yük olarak değil, potansiyel girişimci ve meraklı ruhlar olarak görmeliyiz. Eski misafirperverlik gömleğimizi yeniden giyip egomuzu bir kenara atmazsak, bizler de Amerika ve Avrupa rüyasıyla yanıp tutuşmaya başlayacağız ve memleketi kaçanın kurtulduğu bir savaş alanı haline çevireceğiz.

Amerikan Rüyası son 6 yüzyılın zengin olma hayalinin motivasyonuydu. Fakat Anadolu Rüyası bunu bir adım öteye götürerek 21. yüzyıl sonrası adil yaşam hayalinin motivasyonu olabilir. Göçmenlerin ve vatandaşların hayallerini süsleyebilir.

Tabi istenirse...

Yorum Gönderme

0 Yorumlar