Toprakların dikenli telli çit ile çevrilmesine neden karşı çıkmalıyız?

Toprak parçasının rant kaynağı olarak görülmesi, toprakların çit ile çevrilmesi hastalığına neden oldu. Eskiden de böyleydi ama günümüzde inanılmaz boyutlara ulaştı. Bu hastalık artık pandemi seviyesinde... Son yıllarda çit üretiminde ve irili ufaklı, gerekli gereksiz tüm arazilerin çit ile çevrelenmesinde patlama yaşanıyor.  

Buna bir dur deme vakti geldi! Neden mi?



Çit, tarım alanının hayvanlardan ve insanlardan korunması amacıyla yapılan bir çeşit engeldir; Bir köylünün küçük bir araziyi derme çatma bir şekilde çitlemesinden çok, bu yazıda daha büyük arazileri odağıma aldım.

Servet sahipliğinin sınırlandırılması ve fazla servetin, toprağın; vergilendirilerek etrafını yiyip yutan bir canavara dönüşmeden durdurulması gerektiğini anlattığım yazılara sitenin arama bölümünden ulaşabilirsiniz. 

Bu yazıda dev arazilerin çitle çevrilerek halk ve doğa üzerinde hegemonya kaynağı olarak kullanılmasına değiniyorum.

Toprak sahibi, tapusu eline geçtiği gibi arazisini dikenli tel ile çevrelemek, sahip olduğunu kimseyle paylaşmamak veya bir süre sonra çok yüksek fiyata satmak için yanıp tutuşuyor. 

Çitle çevrelenmiş toprak, çitsiz topraktan daha değerli ve bakımlı görülüyor. Halbuki toprak, çitlenerek olabilecek en değersiz hale getiriliyor. Doğada çit yoktur. Hele dikenli tel hiç yoktur. Gereksiz yere çit yapmak savaşlara neden olan kadim bir hastalığa işaret eder. 

İnsanlar bir vesileyle sahip oldukları toprakları çitle çevreleyerek yaşayan insanları ve hayvanları o topraktan mahrum ederler. Bu mahrumiyet bölgedeki insanları borçlandırır, doğanın talan edilmesine sebep olur ve daha sonra insanları toprak sahibinin kölesi eder. Böylelikle toprak sahibi arazisini büyütür ve daha büyük bir alanı çit ile çevreleme imkanı bulur. 

Buna sadece bölgede yaşayan halk karşı durabilir.

Örneğin bir araziniz var. Bu arazi önemli bir mevkide bulunuyor ve geçiş mekanı olarak kullanılıyor. Gereksiz yere bu arazinin tamamını çitle çevirdiğinizde geçişleri tıkıyor ve belki arazinizdeki artıkların değerlendirilmesini engelliyorsunuz. Dikenli tel yaparak yerdeki meyveleri kimselere yar etmemeyi bir marifet sanıyorsunuz. İşte yazının hedefindeki kişi sizsiniz.

Toprak sahibi, türlü bahanelerle toprağını dikenli telle "güvene" alırken, aslında o araziden diğer canlıların, hatta yolda kalmış bir insanın bile hakkı olduğunu unutuyor. Tehlikeleri abartarak, dikenli tel döşemeyi meşrulaştırıyor. 

Toprağın tapusunu almış olmanız, sizi o toprağın yaratıcısı yapmaz. Siz de bütün canlılar gibi o toprağın nimetlerinden faydalanan, hatta o topraktan gelen, aciz bir yaratıktan başka bir şey değilsiniz.

Gereksiz yere dikenli tel döşemekten vazgeçin.

Rusya'da soğuktan titreyen köylülerin özel mülk olan ormandan çalı çırpı toplamasının yasaklanmasını hatırlayalım. Bu yasak, sonraki yıllarda gelişecek Ekim Devrimi'nin temel motivasyonuydu. Dönemin mülk sahipleri ayaklarını denk almak için bir halk devrimi olmasını beklediler. 

Siz beklemeyin!

Dikenli tel bir çeşit devlet veya hapishane sınırıdır. Toprak sahibi, toprağını aşılmaz engellerle çevreleyerek içerde kendi iktidarını kurduğunu bir bayrak dalgalandırır gibi beyan eder ve toprağı hakkında sonsuz tasarruf yetkisine sahip olduğunu haykırır. Toprağını kendisinden başkası asla kullanamaz, çünkü bu yetki ona tapu ile verilmiştir.

Tarihsel olarak toprak sahipleri, topraklarının Allah tarafından verildiğini, buna karşı çıkanın Allah'ın kaderine karşı çıkmış olacağını söylerlerdi. Bu bir çeşit Allah'ın ortağı olma iddiasıdır. Şimdi de toprağını dikenli telle ve daha vahşi engellerle çevreleyenler, benim gözümde aynı noktada duruyorlar. 

Halbuki Allah'ın hiçbir ortağı yoktur!

Bu uğurda elektrikli, dikenli ve jiletli teller her geçen gün yaygınlaşmakta ve her yıl binlerce insan ve hayvan, bu teller yüzünden yaralanmakta ve ölmektedir. Sadece arazi anlaşmazlıkları bile adalet sistemini hantallaştırmakta ve halkın adalet sistemine güvenini yitirmesine sebep olmaktadır.

Çitin gerçekten gerekli olduğu alanlar sınırlıdır. Örneğin, bir bahçe kurulacaktır ve hayvanlar fidanlara zarar vermesin diye fidanlar büyüyene kadar dikenli olmamak kaydıyla geçici çitler yapılabilir. Aynı şekilde sadece tarım yapılacak alanın etrafını taşmamak kaydıyla küçük engeller döşenebilir. 

Dikenli tel döşemek maliyetlidir. Bu maliyete rağmen, sırf sahiplik hazzını yaşamak isteyenlerin devasa arazilerinin dikenli tellerle çevrelenmesinin önüne geçmeliyiz. Yoksa bırakın doğanın talan edilmesini, insanın köleleştirilmesini, bu gidişle rahatça yürüyebileceğimiz arazi kalmayacak.

Peki gereksiz yere toprağın dev demir ve beton çitlerle çevrelenmesi sorununu nasıl aşacağız?

Hatta bu çitler için muazzam paraların israf edilmesini nasıl engelleyeceğiz?

Güçlü zaten güçlü olduğu için bir devlet korumasına ihtiyaç duymaz. Devlet, güçsüzü korumak içindir. Aksi halde devlet güçlünün esiri olmuş demektir.

Önce tüm insanlık tarihinin toprak anlaşmazlığıyla doğan çatışmalardan ibaret olduğunu bilmeliyiz. Hala toprak ve yol hakkı davaları, mahkemelerin en büyük iş yükünü teşkil ediyor. Şiddet olaylarının en büyük kaynağı hala toprak anlaşmazlıkları. Devletler sınırlarını genişleterek topraklardaki kaynaklar için savaşıyor. Kardeşler miras kalan topraklar için birbirlerini öldürüyor.

Arazi sınırlıdır. Araziler her geçen gün şehirlerin gelişmesiyle daha da azalmaktadır. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, metaverse ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın, kıt olan şey değerlenir. Hele ki bu, bir insanı kimseye kul köle olmadan yaşatabilen toprak ise paha biçilemez.

Örneğin, dünya çapında muazzam bir servete sahip olan bir zengin, Türkiye'de devasa arazileri satın almaya kalksa,(ki parası yeter) bu tarım arazilerini boylu boyunca jiletli telli çitlerle kaplasa ne yapacağız?  

Buna karşı çıkmazsak, o zenginin kölesi oluruz.

Çözüm:

1- Çit yapmak izne tabi olmalı. Yapılacak işe göre sadece o iş için gerekli olan alan çitle çevrilebilir. Bu çit ise, sadece o iş için gerekli boyutlarda olmalı. Çitin gerekli olmadığı dönemlerde çit kaldırılmalı.

2- Yapılan çit, metre hesabıyla vergilendirilmeli. Bu vergi, arazinin tümünün çitlenmesini engelleyecek caydırıcılıkta olmalı. 

3- Gereksiz yere komşu arazilere geçişi engellemek, araziden çıkan suyu sahiplenmek ve bölge ekonomisinde tekel oluşturmak amacıyla çit yapılmışsa, toprak sahibi cezalandırılmalı.

Konuyla ilgili tüyleri diken diken eden iki tarihi sözü sizlerle paylaşarak yazıma son veriyorum:

"Tarihte ilk kez bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip “Burası benimdir” diyen ve buna inanacak kadar saf olan insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun ilk kurucusu oldu. O zaman biri çıkıp, çitleri söküp atacak ya da hendeği dolduracak, sonra da insanlara “Sakın dinlemeyin bu sahtekârı. Meyveler herkesindir. Toprak hiç kimsenin değildir. Ve bunu unutursanız mahvolursunuz” diye haykırsaydı, işte o adam, insan türünü, nice suçlardan, nice savaşlardan, nice cinayetlerden kurtaracaktı." 

-Jean Jacque Rousseau


"Sahip olma isteği onlarda bir hastalık olmuş. Bu insanlar, zenginlerin bozabileceği ama yoksulların bozamayacağı birçok kural koymuşlar. Yönetici olan zenginleri güçlendirmek için yoksullarla güçsüzlerden vergiler alıyorlar. Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar; toprağı binalarıyla ve öteki süprüntüleriyle çirkinleştiriyorlar. Bu millet, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan her şeyi yok eden bir ırmağa benziyor…"

-Oturan Boğa

Yorum Gönder

0 Yorumlar